Cacık Soslu Kabak Izgara – Yaza veda ederken…

Okulların açılmasıyla daha çok vaktim olur diye düşünürken kendimi yeni bir yoğunluğun içinde kaybettim. Sürekli bir yerlere yetişme ve sürekli bir şeyleri yetiştirme kaygısı içinde bloga istediğim ilgiyi gösteremez oldum. Oysa burası bana hem çok iyi geliyor, hem de çok hoşuma gidiyor. Yine de eski sıklığında olmasa da tarifler yazmaya devam ediyorum.

Yaza veda etmeye hazırlandığımız bu günlerde her ne kadar Güney Kaliforniya’da sıcaklık 30-35C derece civarında seyretse de takvimsel olarak yazı uğurlayıp sonbahara merhaba diyoruz. Ben de bugün yazdan kalma bir tarif paylaşarak yazın son demlerini bloguma yansıtıyorum. Belki de bulunduğunuz yerde çoktan bitti kabaklar, o zaman gelecek yaza denenecek bir tarif olabilir bu sizin için. Amerika’da iseniz, özellikle Kaliforniya’da, hemen her mevsim kabak, patlıcan gibi yaz sebzelerini rahatlıkla bulabilirsiniz ancak yine de bu sebzelerin, yetiştiklerin yerde mevsim sebzeleri olmaları önemli. Yani mesela karpuz da bulunabiliyor kışın, ama alırken mutlaka güney yarımkürede yazı yaşamakta olan bir ülkede yetişmiş olmasına özen gösteriyorum ki yetişme şartları daha doğal olsun. Bu, diğer meyve ve sebzeler için de geçerli. Mümkün olduğu kadar katkısız ve hormonsuz beslenmenin yolu tükettiğiniz mahsullerin yerinde, mevsiminde ve doğal yetişmiş olmasından geçiyor.

Gelelim bugünkü tarife… Sebzelere karşı zaafımı fark etmişsinizdir belki:) Daha önce tarifini paylaştığım patlıcan ızgara tarifine benzer bir yolla yaptığım kabak ızgara ve üzerine cacık sosu bugünkü tarifim. Kabak kızartması yapımı en zor kızartmalardandır ve kızartmadan uzak durmamız gerektiği de dikkate alınacak olursa ızgara yapılmış kabak sağlıklı bir alternatif olarak kabak kızartmasının yokluğunda lezzet olarak bizi teselli edebilecek düzeyde. Yanında ya da üstünde ona eşlik eden cacık sosu ise hiç yabancı değil; cacıktan salatalığı çıkarın, dereotu ve sarımsak kalsın, suyu da çok eklemeyin, taa daa karşınızda cacık sosu. Kabağa eşlik etmesi nedeniyle salatalığa luzüm yok bence, ama siz derseniz ki cacık salatalıksız olmaz diye o zaman bir zahmet içine salatalığı rendeleyin ve suyunu da süzüp ekleyin ki daha çok bir sos kıvamını yakalayın:) Lakin salatalıksız da olsa bu sos kabak ızgaranın üzerine çok yakışıyor ve tam ağzınıza layık oluyor, benden söylemesi;)

 

Malzemeler:

  • 4 adet yeşil kabak
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz-karabiber
  • Paprika
  • 4 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 diş sarımsak
  • yarım bağlam dereotu

Kabakları soyup ya da kazıyıp ince ince dilimleyin, çok ince olmasın, zaten çabucak pişecek, ızgaranın üzerinde eriyip gitmesinler. Zeytinyağı ve baharatlarla kabakları güzelce harmanlayın. Izgaranızda pişirin (ben çok bir özelliği olmayan bir elektrikli ızgarada pisiriyorum). Bu arada dereotlarını yıkayın, kıyın; sarımsakları soyun, tuzla ezin. Hepsini yoğurtla karıştırın ve ızgaradan alıp dinlendirdiğiniz kabaklarla servis yapın. Afiyet olsun.

Kadayıflı Yalancı Tavuk Göğsü Tatlısı – Hem farklı hem tanıdık

Yeni tariflere meraklı olduğumu söylemiş miydim? 🙂 İşte yeni bir tarif daha geliyor ama tanıdık iki lezzeti bir araya getirişiyle aslında bir o kadar da bildiğiniz bir tatlı. Üstte ve altta karamelize şeker ve cevizle birleşmiş kıtır kıtır kadayıf, arasında damla sakızının karşı konulmaz tadına bulanmış sütün en tatlı hali. Evet, evet, siz bu tatlıyı biliyorsunuz 🙂 ama benimle beraber yeniden keşfediyorsunuz. Hafif oluşu karşısında beni hayrete düşüren ve çok hoşuma giden bu tatlı eminim sizin de çok hoşunuza gidecek.

Blogumun ikinci ay dönümü olan bugün yine damla sakızlı bir tarif paylaşmış olmaktan dolayı mutlu olduğumu da söylemeden geçemeyeceğim, sanırım bu bir geleneğe dönüşecek. İlgi gösteren herkese teşekkür ederim. Ben bu son iki ayda çocukluğumdaki annemin mutfağına hem tatlı, hem buruk bir yolculuğa çıktım. Lezzetli yemekler ve tatlılarla birlikte anıları da hatırladım, ve sizinle paylaştım. Anılardaki yemeklerin yanı sıra bugünkü gibi yeni tarifleri de paylaştım ve paylaştıkça kendimi çok iyi hissettim. Aynı zamanda geleceğin mutfaklarına da parmağımın ucuyla bile olsa dokunduğumu hissediyorum ve bu da bana ayrı bir haz veriyor. Devamının da gelmesi dileğiyle…

 

Malzemeler:

  • 250 gr kadayıf
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • 1 ½ çay bardağı toz şeker
  • yarım su bardağı dövülmüş ceviz

Tavuk göğsü muhallebisi için

  • 1 litre süt
  • 4 çorba kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı un
  • 3 çorba kaşığı pirinç unu
  • 1 su bardağından iki parmak eksik toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı vanilya
  • 1 çay kaşığı dövülmüş damla sakızı

Yapılışı:

Öncelikle yalancı tavuk göğsü muhallebisini hazırlayalım: Derince bir tencerede tereyağını eritelim, unu ve pirinç ununu kavurmaya başlayalım. Hafifçe pembeleşmeye başlayınca sütü yavaş yavaş ekleyelim ve hiç durmadan çırpıp topaklanmadan karışmasını sağlayalım. Topaklaşırsa da sorun değil, çünkü en son işlem olarak muhallebiyi el blendırı ile karıştıracağız. Tencereye toz şekeri de ekleyelim ve muhallebi koyulaşıp kaynayıncaya kadar karıştırmaya devam edelim. Kaynamaya başlayınca iyice dövüp ölçtüğümüz bir çay kaşığı damla sakızını ilave edelim ve hemen ocağı kapatıp vanilyayı da ekleyelim. El blendırı ile muhallebiyi bir-iki dakika karıştıralım ki topaklanan yerler varsa açılsın ve tatlımızı muhallebisi bozulmadan dilimleyebilelim. Muhallebiyi ılınması için bir kenara alalım.

Kadayıfları elimizde minik minik olacak şekilde parçalayalım. Genişçe bir tavada tereyağını eritelim, kadayıfı ekleyip karıştırarak kavurma işlemine başlayalım. Kadayıf yağ ile iyice karışınca toz şekeri de tavaya ekleyelim ve tamamen eriyip hafifçe karamelize olana kadar karıştırmaya devam edelim. Kadayıfın rengi dönmeye başlayınca cevizi de ekleyelim ve iyice karamelize olmaya başlayan şekerli kadayıfla iyice karışmasını sağlayalım. Rengi çok da fazla koyulaşmadan biraz daha karıştırıp ocaktan alalım. Renginin çok koyulaşmasına izin vermeyin; zira şekerin yanması iyi olmaz ve kadayıfın çok kavrulması da tatlınıza acımtırak bir tat verir.

Kenarları yüksek bir servis kabına kadayıf karışımının yarısını alalım ve eşit bir şekilde yayalım. Üzerine, ara ara karıştırarak hem ılınmasını sağladığımız, hem de kaymak tutmasına engel olduğumuz muhallebimizin tamamını dökelim ve yine eşit bir şekilde yayalım. İsterseniz tepsinizi iki yanında tutup çok yavaş bir şekilde iki yana sallayarak muhallebinin yüzeyinin eşitlenmesini sağlayabilirsiniz. Tavuk göğsü muhallebimizin üzerine kalan kadayıfı dökelim ve muhallebiyi bozmadan üzerini düzeltelim. Buzdolabında en az üç saat bekletip dinlendirelim, dilimleyip servis yapalım. Afiyet olsun.

Kabak Beğendili Tavuk Sote – Harika bir ikili

Beğendi denilince akla patlıcan gelir değil mi? Ama beğendi dolmalık yeşil kabakla da yapılıyor ve çok lezzetli oluyor. Özünde işlem aynı: ezilmiş sebze yağda kavrulmuş una eklenmiş sütle ve az biraz kaşar peyniriyle pişiriliyor. Sütün ve peynirin kabakla birleşimi gerçekten çok lezzetli ve kabağın yanına en çok yakışacak et de ancak tavuk eti olabilir. Sarımsakla ve sebzelerle sotelenmiş tavuk göğsü kabak beğendiyle harika bir ikili oluşturuyor.

Malzemeler:

  • 2 adet büyük boy dolmalık kabak
  • 2 parça tavuk göğsü
  • 2 adet orta boy domates
  • 2 adet orta boy yeşil biber
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 diş sarımsak
  • yarım çay bardağı sıvı yağ
  • 2 çorba kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
  • tuz-karabiber

Yapılışı:

Tavuk göğüslerini kuşbaşı olarak kesin. Soğanı ve sarımsağı ince ince doğrayın. Genişçe bir tavaya ya da tencereye sıvı yağ koyup soğanı ve sarımsağı kavurmaya başlayın. Tavuk etlerini de ekleyin. 5-10 dakika kavurduktan sonra ince doğranmış biberi ve domatesi de ekleyin ve kavurmaya devam edin. Tuzunu ve karabiberini ekleyin. Tavuklar ve sebzeler sularını salıp çekinceye ve iyice pişinceye kadar karıştırın. Pişince kenara alıp bekletin.

Kabakları soyun, rendeleyin, suyunu süzün. Tereyağını tencereye alıp eritin, üzerine unu serpip hafif rengi dönene kadar kavurun. Yavaş yavaş sütü ilave edin ve topak topak olmadan karıştırıp koyu bir muhallebi kıvamı elde edin. Rendelenmiş ve suyu süzülmüş kabakları tencereye ekleyin, iyice karıştırın, tuzunu ve karabiberini yeterince atın. Beş-on dakika kabaklar pişene kadar karıştırın. En son kaşar peynirini ekleyip ocağı kapatın. Kullanacağınız kaşar peyniri tuzlu ise beğendiye koyacağınız tuz oranına dikkat edin. Beğendiyi iyice karıştırıp bir tabağa alın ve üzerine tavuk soteyi koyup servis yapın. Tabağı tereotu ile süsleyip zenginleştirebilirsiniz ki tereotu kabağa çok yakışır. Afiyet olsun.

Kaşar Peynirli Bisküvi – Çıtır çıtır farklı bir lezzet

Farklı lezzetleri denemeyi seviyorum. Üç önemli duyuya hitap edeceğini düşündüğüm sürece her türlü yeni tarifi denerim; sonuçta ortaya çıkan  ürün gözüme güzel görünmeli, kokusuyla mest etmeli ve tabii ki lezzetiyle diğer iki duyunun sunduklarını tamamlayarak damak tadına hitap etmeli. Hamuruna peynir katılmış tuzlular da küçüklüğümden beri hep favorim olmuştur. Zaten çocukken tuzlucuydum ben, sonradan sonraya tatlı sever oldum, hiç de iyi etmedim 🙂

Hamurun içinde eriyip çıtırdayan kaşar peyniri, bu tuzlu biskuviye kattığı kekremsi tadıyla karşı konulması zor bir lezzet sunuyor. Kahvaltıda çayın yanında, ikindi kahvaltısında ya da çocukların beslenme çantasında iyi gider diye düşündüm.

Malzemeler:

  • 3 1/2 veya 4 su bardağı un
  • 250 gr oda sıcaklığında tereyağı
  • 5-6 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri
  • 1 yumurta (beyazı hamura, sarısı üzerine; ihtiyaç halinde üzeri için bir yumurta sarısı daha)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Üzerini süslemek için tatlı kırmızı toz biber

Yapılışı:

Tereyağı, tuz, kaşar peyniri ve yumurta akını çukurca bir kaba koyun. Unu, hamuru kardıkça ve eleyerek ekleyin. Karıştırıp yoğurun, yumuşak ama elinize yapışmayan bir hamur elde edin. Nemli bir bezin altında 10 dakika dinlendirin. Hamuru daha rahat çalışmak için ikiye bölüp kuru ve düz bir zeminde oklavayla yarım santim kalınlığında açın. İstediğiniz şekil bir kalıpla kesin ve yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin. Hamurunuz pişerken kabarmayacağı için tepsiye fazla aralıklı dizmenize gerek yok. Üzerine yumurta sarısı sürün ve toz biber serperek süsleyin. Bazen tek yumurtanın sarısı yetmeyebiliyor, bir yumurta sarısına daha ihtiyaç duyulabilir. Isıtılmış 350F (175C) fırında üstleri kızarana kadar pişirilir. Afiyet olsun.

Susamlı Lokum Tavuk – Yavan tavuğa son

Tavuğun göğüs kısmı diğer yerlerine oranla daha az yağlı, dolayısıyla daha az lezzetli olduğu için birçok kişiye yavan gelir. Ben de uzun süre bu yavanlıktan şikayet ederek tavuğun göğüs etini daha yumuşak, boğazda tıkanma duygusu yaratmayan ve daha lezzetli bir hale nasıl getiririm diye epey düşündüm. Sonuçta biraz Çin mutfağından esinlenerek, biraz da kabartma tozu mucizesinden faydalanarak adına tabiri caizse ‘lokum’ tavuk dediğim bir tarif cıkardım. Bu tarifle yaptığım tavuğun çocuklar tarafından da zevkle yenildiğini görünce ‘tamam, sınıfı geçmiştir’ dedim kendime:) Dışı hafif kızarmış, ama içi yumuşacık lokum gibi kalmış bu lezzetli tavuk bizim evde favori yemekler arasındaki yerini aldı çoktan.

Uzak Doğu ve Asya mutfaklarının en çok kullandığı malzemelerin başında gelir soya sosu. Herşeyde olduğu gibi soya sosunu ve diğer soya ürünlerini de ölçülü kullanmakta fayda var. Ben organik ve sodyum oranı düşürülmüş soya soslarını tercih ediyorum. Böylece soya sosunu kattığım yemeklerin tuz oranına da kendim karar vermiş oluyorum. Zaten yemeklerde tuza elimi hep korkak alıştırmışımdır ve yıllardır da damak tadımız bu yönde gelişti, salatalara da dahil olmak üzere, çok az miktarda eklediğim tuzun dışında pek tuz aramayız ve yiyeceklerin doğala daha yakın lezzetlerini böyle daha çok sevdiğimizi fark ettik. Zira aşırıya kaçıldığı takdirde tuzun hipertansiyonu tetiklediği bilinen bir gerçek. Yine ölçülü olalım, hiçbir şeyde aşırıya kaçmayalım diyorum. Son olarak bu tarife ufak bir detay olarak eklediğim susam hem hoş bir görünüm, hem de sürprizli bir lezzet kattı.

Susamlı Lokum Tavuk

Malzemeler

  • 750-800 gr kadar küp küp doğranmış tavuk göğüs eti
  • 2 çorba kaşığı soya sosu
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 2 çorba kaşığı un
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 2 çorba kaşığı susam
  • Tuz ve karabiber
  • İsteğe bağlı acı pul biber

Yapılışı

Malzemeleri iyice karıştırıp 2 saat kadar buzdolabında bekletiyoruz. Isıtılmış yapışmayan yüzeyli bir tavada yüksek ateşte karıştıra karıştıra kavurarak pişiriyoruz. Dışı hafif kızarıyor tavukların, ama içi yumuşacık kalıyor. Afiyet olsun.

Fırın Sütlaç – Süt kokulu bir güzellik

Sütlacı kim sevmez değil mi? Bizim evin en çok sevilen sütlü tatlısıydı sütlaç. Sade sütlacın tadı ayrı, fırında yapılanın tadı ise apayrıdır. Sade sütlaca yumurta sarısı konmaz, fırınlanmaz ve üzerine tarçınla servis yapılır. Fırın sütlaç ise üzerinin kızarmış ve hatta hafifçe yanmış görünümüyle son derece davetkardır, hele de güveç kaplarında yapıldı mı görüntü tamamlanır, lezzetine de doyum olmaz. Lafı fazla uzatmadan bu süt kokulu güzellikle sizi başbaşa bırakıyorum:)

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • Yarım su bardağından bir parmak eksik pirinç
  • 1 su bardağı su
  • Yarım bardaktan bir parmak eksik ılık su
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 çorba kaşığı nişasta
  • 1 yumurta sarısı
  • Yarım paket (yarım çorba kaşığı) vanilya

Yapılışı:

Pirinci yıkayın, bir bardak su ile suyunu çekene kadar haşlayın. Pirincin üzerine süt ve şekeri ekleyin, kaynatmaya başlayın. Nişasta ve yumurta sarısını yarım bardaktan az ılık su ile çırpın. Kaynamakta olan sütlaçtan birkaç kaşık alıp nişasta-yumurta karışımına ekleyip alıştırın. Sonra karışımı sütlaca katıp karıştırın. Ocağın altını kapatıp vanilyayı ekleyin. Fırına dayanıklı kaselere sütlacı bölüştürün ve içine iki parmak su koyduğunuz tepsiye kaseleri dizip fırına verin. Isıyı üstten açarak sütlaçların üstlerini kızartın. Fırından çıkarınca ılınmasını beklerken sütlaçların üzerini başka bir tepsiyle örterseniz üstlerinin kurumasını engellersiniz. Afiyet olsun.

Şehriyeli Meyhane Pilavı – Hatıralara sığınmışken…

Okul hazırlıkları, açılması ve yarattığı telaşlar derken bir hafta kadar uzak kaldım buradan. Eylül ayı, okula dönüş zamanıydı ben çocukken. Aynı şey şimdi oğlum için oluyor: benim bebeğim, altın kafam, tatlı oğluşum okullu oldu bile bugün. Hayatının bu en önemli dönüm noktalarından birinde, belki de ilkinde, onun yanında olabildiğim için şanslıyım ve mutluyum. Ama son zamanlardaki her mutlulukta olduğu gibi bir buruk taraf, bunda da var. Torunlarının okula başladığını görmeyi çok arzu ederdi annemle babam, mümkün olmadı. Kendimi avutmaya çalışıyorum: hiç olmazsa torunlarını gördüler, onlara baktılar, onlarla oynadılar, anaokulundan gidip aldılar, okula gittiğini gördüler diyorum; büyük oğlum hatırlayacak, küçüğüm o kadar şanslı olamadı, hatırlamayacak derken derken içimdeki karanlık taraf baskın gelip beni girdabına çekiyor: yarım kaldı işte herşey, eksik, buruk, tatsız, mahsun, bitti, gitti, geri gelmeyecek. Sonra diyorum; avuntu diye bir şey yok, hatıralara sığınmak var, anıları canlı tutmak var, silinmesinler diye uğraşmak var, unutmamak var, unutturmamak var. Hatırlamanın tek yolu, canlandırmak. Ben de bunu en kolay mutfakta yapıyorum bugünlerde çünkü fotoğraflara bakmak bile hala canımı yakıyor, içimi acıtıyor. Bugün yeniden hatırladığım lezzet, anılarımdaki sofrada sık sık yerini alan ve annemin sevgiyle harmanlayıp çok da güzel pişirdiği meyhane pilavı.

Annemin büyük zevkle yaptığı, bizim de zevkle yediğimiz yemeklerden biriydi meyhane pilavı. Annem, meyhane pilavını arpa şehriye ile yapardı. Mis gibi tereyağında kavrulmuş ve et suyunda pişmiş şehriyeye eklenmiş yumuşacık kuşbaşı etle bu yemek, ufak çaplı bir ziyafet niteliğindedir. Annem yanına illa ki mutfağının demirbaşlarında olan bir çeşit hoşaf ya da komposto yapardı: vişne, kayısı, erik, üzüm.

Şehriyeli Meyhane Pilavı

Malzemeler:

  • 4 su bardağı arpa şehriye
  • 500 gr dana kuşbaşı
  • 6 su bardağı su
  • 2 çorba kaşığı tereyağı
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • Tuz-karabiber

Yapılışı:

Öncelikle eti yağsız tencereye (ben düdüklü tencere kullanıyorum, ama normal tencere de olur tabii) alalım ve kavurmaya başlayalım. Yapışmaya başlayınca zeytinyağını ekleyelim ve bir-iki defa daha karıştıralım. Tencereye su ve tuz-karabiber ekleyip eti pişmeye bırakalım.

Et haşlandıktan ve biraz ılındıktan sonra başka bir tencerede tereyağı hafifçe kızdırılır ve şehriyeler rengi dönene kadar kavrulmaya başlanır. Ilınan et suyu şehriyelere eklenir ve pilav şeklinde pişirilir. Suyunu çekmeye yakın etler de şehriyelere katılır ve karıştırılır. Ocak söndürülür, tencerenin kapağını kapatılırken tencerenin üzerine bir kağıt havlu serilir ve on dakika dinlendirilip servis yapılır. Afiyet olsun.