Haşhaş Tohumlu Limonlu Kek – En sade haliyle

Haşhaş tohumunu nasıl bilirsiniz? Mutfaktaki en yaygın kullanımı poğaçaların üzerine susam ya da çörek otu gibi serpilmesidir sanırım. Lâkin bir de bu keki tadarsanız, bu mini minnacık siyah tohumlarla yeniden tanışacaksınız. Bu tanışmaya limon aroması da eklenince hele… Aslında size Batı dünyasının klasik bir kekini anlatıyorum, evet. Türkiye’deki gibi keki, kek kalıbından çıkarıp o haliyle yemeyen bir dünya bu. Üzerine illa ki bir tür sos (glaze), krema ya da her ikisi birden dökülen keklerin olduğu bir yer. Eleştiriyorum sanmayın, herkesin zevki kendine göre güzeldir sonuçta. Ama ben bu Batılı keki bizim oralarda yediğimiz gibi seviyorum, kendi halinde.

20140221-110212.jpg

Tarif food.com sitesinden uyarlanmıştır.

Malzemeler:

– 2 3/4 su bardağı un
– 1 1/2 tatlı kaşığı kabartma tozu
– 1/4 tatlı kaşığı karbonat
– 1/4 tatlı kaşığı tuz
– 1 su bardağı tereyağı
– 1 3/4 su bardağı toz şeker
– 4 yumurta
– 4 çorba kaşığı limon suyu
– 1 çorba kaşığı limon kabuğu
– 1 tatlı kaşığı sıvı vanilya özü
– 1 su bardağı yoğurt
– 1/4 su bardağı süsleme amaçlı kullanılan haşhaş tohumu

Yapılışı:
Büyük bir kapta kuru malzemeleri (un, kabartma tozu, karbonat, tuz ve haşhaş tohumları) karıştıralım. Başka bir karıştırma kabında oda sıcaklığında yumuşamış tereyağını mikserle düşük hızda çırpalım. Şekeri ekleyip 2-3 dakika daha çırpalım. Oda sıcaklığındaki yumurtaları teker teker ekleyelim, karıştırmaya devam edelim. Limon suyunu, kabuğunu ve vanilyayı da ekleyelim. Yoğurdu ikiye bölüp unlu karışımla dönüşümlü olarak ekleyerek ıslak malzemelere katalım ve mikserin düşük ısısında karıştırmaya devam edelim. Önceden yağlayıp hazırladığımız kek kalıbımıza karışımı dökelim ve 350 F (180C) derecede 50 dakika pişirelim. Kürdan testiyle pişip pişmediğini kontrol edelim. Kekin ortasına kadar batırıp çıkardığımız kürdan temiz ise keki fırından alıp 20 dakika kadar soğutma telinin üzerinde kalıbında ılınmasını bekleyelim. Kalıbın kenarlarından bir kahvaltı bıçağıyla hafifçe geçerek kekin etrafını dolaşalım. Soğutma teline keki kalıbıyla ters çevirelim ve üzerine bir mutfak havlusu serip 20 dakika daha bekleyelim. Kalıbı sallayarak kekin düşmesini sağlayalım ve soğutma telinin üzerinde tamamen soğumasını bekleyelim. Kurumaması için üzerine bir kağıt havlu serebilirsiniz. Dilimleyerek servis yapalım, afiyet olsun.

20140221-110425.jpg

Annemin Tahinli Çöreği – Yeniden hayat bulan bir tarif

İnsan, bazen içinde büyüyen yalnızlığa hiçbir şey yapamaz. Nereye giderse gitsin, kalabalıklara da karışsa ya da en güzel anlarda bile o yalnızlık duygusu giderek çoğalır. Boğazına sıkışıp kalmış bir tokmak misali, ne yutabilir, ne de söküp atabilir onu. Ya onunla yaşamayı öğrenir, ya da ona esir olur büsbütün. Ve bazı anlar vardır ki bu duyguyla iyi geçindiğini bile hisseder olur. O anlarda bir ufacık nesne, kulakta bir tını, eski bir melodi, hoş bir rahiya ya da damakta kalmış bir tat yalnızlığına arkadaş olur insanın. Bütün bunların çağrıştırdığı puslu anılar gelir dolar o yalnızlığın içine, bir güzel dolduruverir boşlukları. Benim zihnimde kalan o hoş rahiya, yüz yıl geçse de unutamayacağım o tat, annemin tahinli çöreğidir kimi zaman. Elimi hamuruna sürdüğüm anda annem gelir gözümün önüne, çocukluğumdaki yüzü, elleri, gülümsemesi. Sıcak çörekleri fırından çıkarışı, hamarat ellerinden çıkmış çöreklerin güzelliği gözümün önünde canlanır; tahinle karışık mahlebin büyülü kokusu gelir burnuma. Hiç unutmam, unutamam.

Benim için derlediği tarif defterlerinden birinde annemin el yazısıyla not edilmiş bir tarif, şimdi tekrar hayat buluyor. Harflerin kıvrımları, içimdeki yalnızlığa dokunuyor; tek tek alıp sarıp sarmalayasım geliyor kelimeleri annemin ellerine sarılırcasına.

20140213-090306.jpg

Malzemeler:
Hamuru için
– 500 gr. un – yaklaşık 3 1/2 su bardağı un (unun hepsini bir anda koymak yerine hamuru kardıkça eklemenizi tavsiye ederim)
– yarım su bardağı (Amerika için bir “stick” yani 115 gr) tuzsuz tereyağı
– yarım su bardağı zeytinyağı
– bir tatlı kaşığı mahlep
– bir küçük çay bardağı soğuk su
– bir tatlı kaşığı tuz

İçinin harcı için
– yarım küçük çay bardağı tahin
– bir tatlı kaşığı mahlep
– tahini inceltmek için yarım çay bardağı kadar zeytinyağı

Üzeri için
– bir yumurta sarısı
– susam
– çörek otu

Yapılışı:
Hamuru için gerekli tüm malzemeleri karıştıralım, ununu azar azar ekleyelim. Dört pazu hamur oluşturalım. İkişer pazuyu birlikte çalışacağız. Her bir pazuyu çapı yaklaşık 30 cm’lik yufka şeklinde açalım, ilk yufkaya inceltilmiş tahinden sürelim, açtığımız ikinci yufkayı birincinin üzerine yerleştirelim, tekrar tahinden sürelim ve zarf gibi dört tarafından içe katlayıp kapatalım, üzerinden oklava ile tekrar açalım. Uzun şeritler halinde keselim, şeritleri önce içe doğru bükerek, sonra kendi etrafında çevirerek sarmallayalım ve küçük çörekler yapalım. Hafifçe yağlanmış tepsiye dizelim. Aynı işlemi diğer iki pazu hamur için tekrarlayalım. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp susam ve çörek otu serpelim. 360 F ( +-180C) derece fırında 35 dakika ya da üzerleri kızarıncaya kadar pişirelim. Afiyet olsun.

20140213-090513.jpg

Kinoalı (Quinoalı) Kırmızı Mercimek Çorbası – Tam besin, tam lezzet

20140208-174513.jpg

Güney Amerikalı medeniyet İnkalar kökenli, beş bin yıldır bilinen ve kullanılan bir çeşit tohum olan kinoa (quinoa) sunduğu faydalarıyla tam bir besin kaynağı. Protein, manganez, magnezyum, potasyum, fosfor, çinko, E vitamini, B6 vitamini, riboflavin, niacin ve thiamine deposu olan bu şirin tohumlar aynı zamanda inek sütünün barındırdığından daha yüksek oranda kalsiyum ve diğer baklagillerin sağladığından daha fazla demir sunuyor. Glisemik endeksinin düşüklüğünün yanı sıra mükemmel bir antioksidan besin olma özelliği de taşıyor. Ayrıca gluten ve buğday içermediği için alerji riskinin düşüklüğü ve yüksek fiber oranıyla da dikkat çekiyor. Saymakla bitmeyen faydaları ile kinoa mutfakta demirbaşlar arasına girmeye çoktan hak kazandı ve ben de bu mucize tohumu ya da beş bin yıl önce adlandırıldığı şekliyle “İnkalar’ın altınını” yemeklerimde daha çok kullanmanın yollarını araştırıyorum. Bu araştırmada rastladığım bir kitap bana çok yol gösterdi. Bugünkü tarif de o kitaptan ve kinoayı (daha çok) sevmek için harika bir bahane. Kinoa ile ister yeni tanışmış olun, ister çoktan beridir kullanın, bu çorbaya bayılacaksınız. Üstteki resimde esmer kinoa ile yaptığım çorbayı görebilirsiniz.

20140208-174703.jpg
Esmer ve beyaz kinoa yanyana. Tat olarak bir farkları yok.

Tarif ve bilgiler Rena Patten’ın “Cooking with Quinoa” adlı kitabından uyarlanmıştır.

Malzemeler:
– 2 su bardağı kırmızı mercimek
– 2 domates (kabukları soyulmuş)
– 1 orta boy soğan
– 2 diş sarımsak
– 1 adet defne yaprağı
– 2 çorba kaşığı zeytinyağı
– 9 su bardağı su
– yarım su bardağı beyaz ya da esmer kinoa (quinoa)
– 3 Türk çay kaşığı kimyon
– tuz karabiber
– üzerine bol limon suyu

Yapılışı:
Kırmızı mercimeği ayıklayıp yıkayın. Büyükçe bir tencerede yemeklik doğranmış soğanı ve sarımsağı zeytinyağında kavurmaya başlayın. Domatesleri ve kırmızı mercimeği de ekleyin, bir-iki dakika çevirin. Tuz, karabiber ve defne yaprağını da ekleyip sekiz bardak sıcak suyunu koyun. Kaynayınca ateşi kısıp tencerenin kapağı aralık bir şekilde 30-35 dakika kaynatın. Yüzeye çıkan köpükleri kaşıkla alıp atın.

Bu arada yarım su bardağı kinoayı bir su bardağı suda pişirin, suyunu tamamen çekince pişmiş demektir. Kinoanın en önemli püf noktalarından biri, pişirmeden önce çok iyi yıkanması gerektiğidir. Birkaç defa yıkamakta fayda vardır. Kırmızı mercimekler pişince tencereden defne yaprağını alıp çorbayı el blenderi ile ezin. Akışkan bir püre haline gelmiş çorbaya önceden pişirdiğiniz kinoayı ekleyin, kimyonunu da katıp iyice karıştırın. İyice kısık ateşte bir dakika daha karıştırıp ocaktan alın. Üzerine limon sıkıp servis edin. Afiyet olsun.

Kıtır Bisküvi Kurabiyeler – Sevgiyle pişen herşey lezzetlidir

20140207-094439.jpg

İki küçük kurabiye canavarı için, hazır satılanlara oranla daha sağlıklı alternatifler sunmak adına hemen hemen her hafta bir çeşit kurabiye yapıyorum. Bu hafta yaptığım kurabiye annemin tarifi ve gece yarısından kalma bir hatırası var. Büyük oğlum yaklaşık iki buçuk yaşındayken yaz tatili için Türkiye’ye gitmiştik. Uzun ve zorlu geçen uçak yolculuğumuz boyunca oğlumu yol tutmuş ve yediği herşeyi çıkarmıştı. Aç bilaç Ankara’ya vardığımızda saat gece yarısını çoktan bulmuştu. Annem ve babam tarafından karşılandığımızda hissettiğim huzuru hala çok net hatırlıyorum. Eve varmak için yaklaşık bir saat de araba yolculuğu yapacağımızdan annem her zamanki gibi tedarikli gelmişti. Çantasından o gün tazecik yaptığı kurabiyelerden çıkarıp torununa uzattığında yüzündeki tebessüm harikaydı. Yol boyu, sevgiyle yapılmış anneanne kurabiyelerini sevine sevine mideye indiren oğlum da “eve” gelmiş olmanın huzurunu tatmıştı hiç şüphesiz.

İşte o kurabiyeler, şimdi bu kurabiyeler olarak burada. Annemin tarifini yazdığım kağıt yıllar sonra hala tarif defterimin arasında. Bu kıtır kurabiyenin iki önemli özelliği var: bisküvi gevrekliğine sahip olması ve şeker oranının hayli düşük olması. Sizin evde de kurabiye canavarları yaşıyorsa bu kurabiyeleri, gevrek lezzeti ve mis gibi kokusu ile şekerinin azlığına aldırmadan seveceklerine emin olabilirsiniz. Sadece elinizde yuvarlayıp hafifçe bastırarak şekil verebileceğiniz gibi daha şık bir görünüm için kurabiye kalıpları kullanabilirsiniz ve hatta iki kurabiyeyi arasına sürebileceğiniz marmelat ya da çikolatayla birleştirip daha da cazip hale getirebilirsiniz. Üstlerine yumurta akı-toz şeker, yumurta akı-hindistan cevizi rendesi ya da sırf yumurta sarısı sürebilirsiniz.

20140207-094803.jpg

Malzemeler:
– 2 su bardağı un
– 1 su bardağı nişasta
– 1 su bardağı pudra şekeri
– 1 paket kabartma tozu
– 125 gr tereyağı
– 1 Türk kahve fincanı süt
Üzeri için
– 1 çay bardağı hindistan cevizi ya da bir çay bardağı toz şeker
ve yahut
– 1 yumurtanın sarısı
İki kurabiyenin arası için
– Nutella ya da herhangi başka bir marka sürülebilir çikolata
– organik ya da ev yapımı çilek, kayısı ya da portakal marmelatı

20140207-095208.jpg

Yapılışı:
Un, nişasta ve kabartma tozu karıştırılır, ortası açılır. Yumuşamış tereyağı, süt ve pudra şekeri eklenip karılır. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir, bu kıvama gelene kadar gerekirse biraz daha un eklenir. İyice yoğurulur ve ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp yuvarlanır ya da inceltilip kurabiye kalıplarıyla şekil verilir. Önce yumurta akına sonra hindistan cevizi rendesine (ya da toz şekere) batırılıp hafif yağlanmış ve ya yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklarla dizilir. Sandviç haline getirilip arasına marmelat ya da çikolata sürülecekse üstlerine sadece yumurta sarısı sürülür. Parlaklık vermek için yumurta sarısını bir tatlı kaşığı su ile çırpabilirsiniz. 370 F (185 C) derecede hafif pembeleşinceye kadar 15-20 dakika pişirilir. Afiyet olsun.

Antalya Usulü Tahinli Piyaz – Farklı bir dokunuş, farklı bir tat

Bilindik lezzetlerin farklı versiyonları her zaman ilgimi çekmiştir. Aynı yemeğe ya da mezeye farklı coğrafyaların kattığı değişik malzemeler, aslında yemek kültürünün zenginliğine dair en büyük işaret. Doğrusu ya da yanlışı olmaz bu değişikliklerin, sadece farklı usüllerdir ki bir mutfağın farklı katmanlarını gözler önüne serer. Türk mutfağı bu tür örneklerle doludur. Aynılıkların farklılaştığı, lezzetlerin çoğalarak çeşitlendiği bir derya güzel mutfağımız. Bugünkü tarifim de tam bu özelliklere uyan bir meze ya da kimilerine göre salata: Antalya usülü kuru fasulye piyazı. Tahinin kremalaşarak oluşturduğu çok özel bir sosla bezenmiş nefis bir sürpriz tat.

20140203-124530.jpg

Malzemeler:

İki çay bardağı tahin
Yarım su bardağı zeytinyağı
Yarım su bardagi sirke
Yarım limonun suyu
Üç bardak haslanmış kuru fasulye
Orta boy bir kuru soğan
İki diş sarımsak
Yarım demet maydanoz
Sumak
Tuz
Karabiber

Yapılışı:

İlk iş, soğanı boydan ikiye bölüp ince ince piyazlık doğrayalım; derin bir kaba alıp üzerine doluca bir tatlı kaşığı tuz koyup beş dakika elimizle ovalım. Bu işleme “soğanı tuzla öldürmek” gibi vahşice bir isim verilmiş olsa da, bu sayede soğanın acı tadından kurtulacağız. Kabın ağzını kapatıp bir saat bekletelim. Bu bekleme süresi, soğanı hem tatlandıracak, hem de yumuşatacak. Öte yanda akşamdan ıslatıp süzdüğümüz kuru fasulyeye tencerede üstünü iki parmak geçecek miktarda su ekleyerek kaynatalım. Maydanozlarımzı yıkayıp ayıklayalım. Sarımsağı soyup incecik doğrayalım ya da ezelim. Bir karıştırma kabında tahin, zeytinyağı, sirke ve limon suyunu çırpmaya başlayalım. Beş dakika çırptıktan sonra arzu ettiğiniz miktarda tuz, karabiber ve sumak ekleyin ve çırpmaya devam edin. Sosumuz, hardal rengine yakın bir görünüm kazandığında hazır demektir. Haşlanmış, süzülmüş ve ılınmış kuru fasulyeleri salata kabımıza alalım. Soğanları temiz sudan geçirip iyice süzelim ve kuru fasulyelere ekleyelim. Sarımsakları da koyalım. Tahinli sosumuzu bir-iki defa daha çırpıp diğer malzemelerin üstüne dökelim, iyice karıştıralım. İnce ince kıydığımız maydanozları da piyaza ekleyip tekrar karıştıralım. Bu aşamada tadına bakıp tuz oranına tekrar karar verebilirsiniz. İster buzdolabında biraz soğutup, ister oda sıcaklığında servis yapalım. Afiyet olsun.