Sucuk İçi Köfte – “Comfort food” mu dediniz?

Sucuk aromalı bir köfteye sanmıyorum ki hayır diyen olsun. Sucuk yapımında kullanılan baharatların kokularıyla zenginleşen bu köfte, bana küçüklüğümde annemin evde yaptığı sucukların hazırlık aşamasını çağrıştırıyor. Ev yapımı sucuğun ne yazık ki nasıl yapıldığını hatırlamıyorum ama kokusu aynen bu köfte gibiydi. Önceden yapıp şekillendirip dondurabilirsiniz ve ihtiyaç anında buzunu çözdürmeye gerek olmadan kızgın tavada pişirebilirsiniz. Yanına zevkinize göre patates kızartması, pilav ya da makarna çok güzel yakışır. Ve alın size Amerikalılar’ın “comfort food” dediği, tam anlamıyla kendinizi iyi hissetmek için yediğimiz yemeklere bizim diyarlardan bir örnek.

20140323-214925.jpg

Malzemeler:

– 500 gr kıyma
– orta boy bir kuru soğan
– 5 diş sarımsak
– bir çay kaşığı kırmızı biber
– bir çay kaşığı yenibahar
– bir çay kaşığı kimyon
– bir çay kaşığı karabiber
– iki çay kaşığı tuz

Yapılışı:

Soğanı rendeleyip sarımsakları ezin ve bütün malzemeyi karıştırıp iyice yoğurun. Köfte harcını bir gece üzeri kapalı olarak buzdolabında dinlendirin. Ertesi gün harcı tekrar yoğurup avucunuzda küçük topları oluşturun, hafifçe bastırarak yassı bir şekil verin. Kızgın tavada ya da ızgarada kızartın. Afiyet olsun.

Not: Ne yaptıysam bu tabağın yakışıklı bir resmini çekemedim, bu nedenle bu fotoğrafla idare etmek durumundayım. Bu aceleye gelen resimde, tabağı gören çocukların da payı var desem yalan olmaz:)

Reklamlar

Annemin Tahinli Çöreği – Yeniden hayat bulan bir tarif

İnsan, bazen içinde büyüyen yalnızlığa hiçbir şey yapamaz. Nereye giderse gitsin, kalabalıklara da karışsa ya da en güzel anlarda bile o yalnızlık duygusu giderek çoğalır. Boğazına sıkışıp kalmış bir tokmak misali, ne yutabilir, ne de söküp atabilir onu. Ya onunla yaşamayı öğrenir, ya da ona esir olur büsbütün. Ve bazı anlar vardır ki bu duyguyla iyi geçindiğini bile hisseder olur. O anlarda bir ufacık nesne, kulakta bir tını, eski bir melodi, hoş bir rahiya ya da damakta kalmış bir tat yalnızlığına arkadaş olur insanın. Bütün bunların çağrıştırdığı puslu anılar gelir dolar o yalnızlığın içine, bir güzel dolduruverir boşlukları. Benim zihnimde kalan o hoş rahiya, yüz yıl geçse de unutamayacağım o tat, annemin tahinli çöreğidir kimi zaman. Elimi hamuruna sürdüğüm anda annem gelir gözümün önüne, çocukluğumdaki yüzü, elleri, gülümsemesi. Sıcak çörekleri fırından çıkarışı, hamarat ellerinden çıkmış çöreklerin güzelliği gözümün önünde canlanır; tahinle karışık mahlebin büyülü kokusu gelir burnuma. Hiç unutmam, unutamam.

Benim için derlediği tarif defterlerinden birinde annemin el yazısıyla not edilmiş bir tarif, şimdi tekrar hayat buluyor. Harflerin kıvrımları, içimdeki yalnızlığa dokunuyor; tek tek alıp sarıp sarmalayasım geliyor kelimeleri annemin ellerine sarılırcasına.

20140213-090306.jpg

Malzemeler:
Hamuru için
– 500 gr. un – yaklaşık 3 1/2 su bardağı un (unun hepsini bir anda koymak yerine hamuru kardıkça eklemenizi tavsiye ederim)
– yarım su bardağı (Amerika için bir “stick” yani 115 gr) tuzsuz tereyağı
– yarım su bardağı zeytinyağı
– bir tatlı kaşığı mahlep
– bir küçük çay bardağı soğuk su
– bir tatlı kaşığı tuz

İçinin harcı için
– yarım küçük çay bardağı tahin
– bir tatlı kaşığı mahlep
– tahini inceltmek için yarım çay bardağı kadar zeytinyağı

Üzeri için
– bir yumurta sarısı
– susam
– çörek otu

Yapılışı:
Hamuru için gerekli tüm malzemeleri karıştıralım, ununu azar azar ekleyelim. Dört pazu hamur oluşturalım. İkişer pazuyu birlikte çalışacağız. Her bir pazuyu çapı yaklaşık 30 cm’lik yufka şeklinde açalım, ilk yufkaya inceltilmiş tahinden sürelim, açtığımız ikinci yufkayı birincinin üzerine yerleştirelim, tekrar tahinden sürelim ve zarf gibi dört tarafından içe katlayıp kapatalım, üzerinden oklava ile tekrar açalım. Uzun şeritler halinde keselim, şeritleri önce içe doğru bükerek, sonra kendi etrafında çevirerek sarmallayalım ve küçük çörekler yapalım. Hafifçe yağlanmış tepsiye dizelim. Aynı işlemi diğer iki pazu hamur için tekrarlayalım. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp susam ve çörek otu serpelim. 360 F ( +-180C) derece fırında 35 dakika ya da üzerleri kızarıncaya kadar pişirelim. Afiyet olsun.

20140213-090513.jpg

Kıtır Bisküvi Kurabiyeler – Sevgiyle pişen herşey lezzetlidir

20140207-094439.jpg

İki küçük kurabiye canavarı için, hazır satılanlara oranla daha sağlıklı alternatifler sunmak adına hemen hemen her hafta bir çeşit kurabiye yapıyorum. Bu hafta yaptığım kurabiye annemin tarifi ve gece yarısından kalma bir hatırası var. Büyük oğlum yaklaşık iki buçuk yaşındayken yaz tatili için Türkiye’ye gitmiştik. Uzun ve zorlu geçen uçak yolculuğumuz boyunca oğlumu yol tutmuş ve yediği herşeyi çıkarmıştı. Aç bilaç Ankara’ya vardığımızda saat gece yarısını çoktan bulmuştu. Annem ve babam tarafından karşılandığımızda hissettiğim huzuru hala çok net hatırlıyorum. Eve varmak için yaklaşık bir saat de araba yolculuğu yapacağımızdan annem her zamanki gibi tedarikli gelmişti. Çantasından o gün tazecik yaptığı kurabiyelerden çıkarıp torununa uzattığında yüzündeki tebessüm harikaydı. Yol boyu, sevgiyle yapılmış anneanne kurabiyelerini sevine sevine mideye indiren oğlum da “eve” gelmiş olmanın huzurunu tatmıştı hiç şüphesiz.

İşte o kurabiyeler, şimdi bu kurabiyeler olarak burada. Annemin tarifini yazdığım kağıt yıllar sonra hala tarif defterimin arasında. Bu kıtır kurabiyenin iki önemli özelliği var: bisküvi gevrekliğine sahip olması ve şeker oranının hayli düşük olması. Sizin evde de kurabiye canavarları yaşıyorsa bu kurabiyeleri, gevrek lezzeti ve mis gibi kokusu ile şekerinin azlığına aldırmadan seveceklerine emin olabilirsiniz. Sadece elinizde yuvarlayıp hafifçe bastırarak şekil verebileceğiniz gibi daha şık bir görünüm için kurabiye kalıpları kullanabilirsiniz ve hatta iki kurabiyeyi arasına sürebileceğiniz marmelat ya da çikolatayla birleştirip daha da cazip hale getirebilirsiniz. Üstlerine yumurta akı-toz şeker, yumurta akı-hindistan cevizi rendesi ya da sırf yumurta sarısı sürebilirsiniz.

20140207-094803.jpg

Malzemeler:
– 2 su bardağı un
– 1 su bardağı nişasta
– 1 su bardağı pudra şekeri
– 1 paket kabartma tozu
– 125 gr tereyağı
– 1 Türk kahve fincanı süt
Üzeri için
– 1 çay bardağı hindistan cevizi ya da bir çay bardağı toz şeker
ve yahut
– 1 yumurtanın sarısı
İki kurabiyenin arası için
– Nutella ya da herhangi başka bir marka sürülebilir çikolata
– organik ya da ev yapımı çilek, kayısı ya da portakal marmelatı

20140207-095208.jpg

Yapılışı:
Un, nişasta ve kabartma tozu karıştırılır, ortası açılır. Yumuşamış tereyağı, süt ve pudra şekeri eklenip karılır. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir, bu kıvama gelene kadar gerekirse biraz daha un eklenir. İyice yoğurulur ve ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp yuvarlanır ya da inceltilip kurabiye kalıplarıyla şekil verilir. Önce yumurta akına sonra hindistan cevizi rendesine (ya da toz şekere) batırılıp hafif yağlanmış ve ya yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklarla dizilir. Sandviç haline getirilip arasına marmelat ya da çikolata sürülecekse üstlerine sadece yumurta sarısı sürülür. Parlaklık vermek için yumurta sarısını bir tatlı kaşığı su ile çırpabilirsiniz. 370 F (185 C) derecede hafif pembeleşinceye kadar 15-20 dakika pişirilir. Afiyet olsun.

Turşu – Kış hazırlıkları 1

Yazın sıcakları, hararetini yavaş yavaş kaybetmeye başlarken; günler kısalıp akşam serinliği erkenden çökerken anlarız sonbaharın kapımızda olduğunu. Tam da bugünlerde evlerde kış hazırlıkları başlar. Annem her yıl turşuları kurmaya işte bu sıralarda başlardı. Onun kadar olamasam da ben de turşu kurdum, ama yaşadığım yerin sıcaklığından dolayı çabucak olan turşularımı sonbahar bile gelmeden yemeye başladık bile:)

Annemin turşusunun özelliği tuzunun az olmasıydı çünkü turşuları dağıttığı insanlar da kendisi de hipertansiyon hastasıydı. Tuzu az olunca turşu olur mu demeyin, sirkenin verdiği destekle ve kekremsi tatla çok nefis oluyor. Hemen başlayayım anlatmaya o zaman nasıl olduğunu:)

Image

Malzemeler:

  • Turşusunu kurmayı arzu ettiğiniz sebzeler: Salatalık, lahana, havuç ve hatta yeşil fasulye
  • 1 ½ çay bardağı elma sirkesi (ayda ya da ajda bardağı değil, normal boyutta bir çay bardağı)
  • 6 ½ çay bardağı içme suyu (kaynamış soğumuş olursa çok daha iyi olur)
  • 6-7 diş sarımsak
  • 1 çorba kaşığı tuz
  • 1 litrelik ağzı sıkı kapanan bir cam kavanoz

Yapılışı:

Sebzelerinizi yıkayıp hazırlayın. Lahanayı yapraklarını soyabildiniz kadar soyun, sonra bir bıçakla ikiye bölün ve elinizle çok küçük olmayacak kadar parçalayın. Havucu soyun ve boydan ve enden keserek parmak uzunluğunda dilimleyin.

Bir karıştırma kabında sirkeyi ve suyu karıştırın, içine tuzunu ekleyin ve eriyene kadar karıştırmaya devam edin. Kavanozunuzun dibine bu sıvıdan biraz dökün, içine birkaç diş sarımsağı atın, sonra sebzelerinizi dizmeye başlayın. Sebzeleri kavanoza bastıkça sirkeli tuzlu sudan kavanoza dökün ve aralara sarımsaklardan atın. Sebzeleri kavanozda pek boşluk kalmayacak şekilde doldurun. Kavanoz dolunca sebzelerin tamamının suyun altında kalmasına özen gösterin. Eğer sebzeler yukarı çıkıyorsa kavanozun ağzına uygun boyutta plastik bir saklama kabı kapağını yerleştirip sebzeleri bastırabilirsiniz. Hava almayacak şekilde kavanozun kapağını kapatın. Güneş ışığından uzak, çok da sıcak olmayan bir yerde muhafaza edin. Ortamın sıcaklığına göre turşunuz 7-10 gün arasında hazır olacaktır. Benim turşularım sıcaktan birkaç gün içinde olduğu için kavanozları açıp turşuları daha küçük kavanozlara transfer ettim ve üzerlerini kaplayacak kadar soğuk su döküp buzdolabına koydum. Böylece daha da kütür kütür oldular. İlk kavanozda kalan turşu suyundan da buzdolabına koyduklarınıza ekleyebilirsiniz, ama ben genelde o suyun tadına bakıp bir bozulma ya da değişme olmadıysa yeni sebzelerle bir parti turşu daha kuruyorum.

Afiyet olsun:)

Image

Milföy Kafesinde Tavuk Güveç – Davet sofralarınıza layık

Davet sofraları dostlarla bir araya gelmenin en lezzetli halidir. Sohbet eşliğinde yemek yemenin tadına doyulmaz. Rahmetli annem yemek yapmayı da misafir ağırlamayı da çok severdi. Büyük bir zevkle ve özenle sofralar hazırlardı birbirinden leziz yemekleriyle.

Bugün Amerika’da Noel kutlanırken biz de tatil gününden istifade Hintli arkadaşlarımızı yemeğe davet ettik ve çoluk çocuk çok keyifli bir öğleden sonra geçirdik. Acıya ve baharata düşkün olduklarını bildiğim için yemeklere biraz da fazladan acı ekledim.

Önceden sorup öğrendiğime göre dana eti tüketmediklerini bildiğim için tavuk etiyle yapabileceğim görünümü ile iştah kabartacak bir yemek arayışına girdim. Hayattayken de olduğu gibi canım anneciğim yine imdadıma yetişti. Annemin benim için hazırladığı tarif defterlerinden birinde bu tavuk güveç yemeğini gördüm. Lezzet tam yerindeydi, ancak görünümü için birazcık daha etkiye ihtiyacım vardı ve o da tamamen benim hayalgücüme kalmıştı. Sonuçta aşağıdaki tarif çıktı ortaya. Çok uğraştırıcı olmayan, aksine çocukların da yardımıyla zevkle yapılan bir yemek bu. Üstelik herkesin hem görünümüne, hem de lezzetine hayran kalması da garanti.

IMG_3439

Malzemeler:

  • Güveç sayısı kadar milföy hamuru
  • Küp küp doğranmış 500gr tavuk göğsü
  • Yine küp küp doğranmış ve tavuktan çok olmayacak miktarda mantar
  • 1 adet yemeklik doğranmış soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 4-5 sap yeşil soğan
  • 2-3 adet yeşil biber
  • 3-4 orta boy domates
  • 2 çorba kaşığı elma sirkesi
  • 1 çorba kaşığı sodyumu düşük soya sosu
  • Zeytinyağı
  • Güveç kaplarını yağlayacak kadar tereyağı
  • 1 yumurta sarısı
  • Tuz-karabiber
  • Arzuya göre yarım çorba kaşığı acı pul biber

Yapılışı:

Öncelikle tenceremize zeytinyağını alalım ve yemeklik doğranmış soğanları hafifçe pembeleşinceye kadar kavuralım. Tavukları ekleyelim ve suyunu salıp tekrar çekene kadar ara ara karıştırarak pişirelim. Bu arada yeşil soğanları, biberleri ve sarımsağı ince ince kıyalım. Domateslerin kabuklarını soyup küçük küpler halinde doğrayıp hazırda bekletelim. Tavuklar suyunu çekmeye yakın önce sarımsakları ekleyelim. 1-2 dakika çevirdikten sonra mantarları ekleyelim ve yine yemeğimiz sulanıp suyunu çekene kadar pişirmeye devam edelim. Yeşil soğanları ve biberleri de ekleyelim, 3-4 dakika daha pişirmeyi sürdürelim. En son domatesleri ekleyelim ve tuzunu, karabiberini ayarlayalım, biraz daha pişirmeye devam edelim. Ocağı kapatmadan 2 dakika önce sirkesini ve soya sosunu da ilave ederek karıştıralım ve ocağı söndürelim.

Yemeğimizi güveçlere bölüştürüp üzerine milföy hamurundan kafeslerimizi yerleştirmeden önce oda sıcaklığına inmesini beklemenizi tavsiye ederim, çok şart değil ama sıcak yemeğin üzerinde milföylerin hamur olması riskinden kurtulmuş olursunuz böylelikle. Yemeğimiz oda sıcaklığına inince güveç kaplarımızı tereyağı ile yağlayalım ve büyükçe bir tepsiye dizelim. Her bir kaba 2-3 kepçe yemeğimizden bölüştürelim. Milföy hamurlarını 7-8 şerit olacak şekilde keselim ve resimde görüldüğü gibi güveçlerin üzerine kafes örelim.

IMG_3436

Hamurların üzerine fırçayla yumurta sarısı sürelim ve önceden 200C (400F) derecede ısıtılmış fırına tepsiyle koyalım. Milföylerin üzeri kızarana kadar yaklaşık 15 dakika pişirelim, isterseniz son 2-3 dakika sıcaklığı üzerlerinden de verebilirsiniz. Kişi başına bir güveç gelecek şekilde servis edelim. Sıcak servis edilen bir yemek olduğu için daha rahat olur diye ayrı bir tabağın üzerinde servis etmeyi uygun görüyorum. Afiyet olsun.

IMG_3441

Davet menüm:

Kısır – Herkesin favorisi

Kısır Türkiye’de bayanların kabul günlerinin vazgeçilmez ikramıdır. Yörelere göre farklılıklar gösterir ama ana malzemeleri genelde aynıdır. Günümüzün vejateryan sofralarında da yerini alır, zira protein ve lif deposu bulgurla sebzelerin bir ara gelmesinin en güzel halidir kısır. Ayrıca damak tadına ve arzuya göre başka malzemeler eklenerek daha da zenginleştirilmeye çok uygundur. Daha önce nohutlu, mısırlı, quinoa’lı kısırlar da yaptım ve davetlerde tattım. Ama ben bugün size annemin yaptığı gibi en sade haliyle bir kısır tarifi vermek istiyorum.

Malzemeler:

  • 2 su bardağı ince bulgur (#1 bulgur diye de geçer)
  • 2 su bardağı sıcak su
  • 2 çorba kaşığı domates salçası
  • 1 çorba kaşığı acı biber salçası (fazla acı olmasın derseniz daha az da koyabilirsiniz)
  • 3 orta boy kabukları soyulmuş domates
  • 3 orta boy salatalık
  • yarım demet maydanoz
  • yarım demet tereotu
  • 4-5 sap taze nane
  • 7-8 tane taze soğan
  • Tuz-karabiber
  • Sumak
  • Yarım limon suyu (ekşiyi çok severseniz bir bütün limonun suyu da olabilir)
  • Yarım çay bardağı sızma zeytinyağı
  • Sarıp yemek için taze marul yaprakları

Yapılışı:

Öncelikle sıcak suyun içine domates ve biber salçalarını ezip karıştıralım, tuzunu ekleyelim. Büyük bir salata kasesine bulguru ölçüp koyalım ve üzerine salçalı sıcak suyu dökelim. Kapak kapatıp 15-20 dakika bulgurun kabarmasını bekleyelim. Bu arada domatesleri, salatalıkları, soğanı, maydanoz, tereotu ve naneyi yıkayıp doğrayalım. Ben kuru soğan koymuyorum, ama yeşil soğanı bol tutuyorum, arzu ederseniz kuru soğan da koyabilirsiniz. Kuru soğanı küçük küçük doğrayıp bir süzgeçte tuzla ovun ve 10 dakika bekletin, sonra yıkayıp ekleyin kısıra. Böylece soğanın acısı çıkar, biraz da yumuşar.

Bulgurun kapağını açıp bir çatal yardımıyla havalandırarak karıştırın. Zeytinyağının yarısını ekleyip iyice bastıra bastıra karıştırın. Sonra yıkayıp doğradığınız sebzeleri ekleyin. Arzunuza göre karabiber ve sumak ekleyin. Tadına bakıp biraz daha tuz ekleyebilirsiniz. Zeytinyağının geri kalanını ve limon suyunu da ekleyin. İyice karıştığından emin olun ve kapağını tekrar kapatıp bir 10-15 dakika dinlendirin. Servis yapmadan önce tekrar karıştırın ve dilerseniz domates ya da limon kabuklarıyla ve marullarla üzerini süsleyin. Bir süsleme önerisi de dilimlenmiş salatalık turşusu olabilir. Afiyet olsun.

Kabak Beğendili Tavuk Sote – Harika bir ikili

Beğendi denilince akla patlıcan gelir değil mi? Ama beğendi dolmalık yeşil kabakla da yapılıyor ve çok lezzetli oluyor. Özünde işlem aynı: ezilmiş sebze yağda kavrulmuş una eklenmiş sütle ve az biraz kaşar peyniriyle pişiriliyor. Sütün ve peynirin kabakla birleşimi gerçekten çok lezzetli ve kabağın yanına en çok yakışacak et de ancak tavuk eti olabilir. Sarımsakla ve sebzelerle sotelenmiş tavuk göğsü kabak beğendiyle harika bir ikili oluşturuyor.

Malzemeler:

  • 2 adet büyük boy dolmalık kabak
  • 2 parça tavuk göğsü
  • 2 adet orta boy domates
  • 2 adet orta boy yeşil biber
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 diş sarımsak
  • yarım çay bardağı sıvı yağ
  • 2 çorba kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
  • tuz-karabiber

Yapılışı:

Tavuk göğüslerini kuşbaşı olarak kesin. Soğanı ve sarımsağı ince ince doğrayın. Genişçe bir tavaya ya da tencereye sıvı yağ koyup soğanı ve sarımsağı kavurmaya başlayın. Tavuk etlerini de ekleyin. 5-10 dakika kavurduktan sonra ince doğranmış biberi ve domatesi de ekleyin ve kavurmaya devam edin. Tuzunu ve karabiberini ekleyin. Tavuklar ve sebzeler sularını salıp çekinceye ve iyice pişinceye kadar karıştırın. Pişince kenara alıp bekletin.

Kabakları soyun, rendeleyin, suyunu süzün. Tereyağını tencereye alıp eritin, üzerine unu serpip hafif rengi dönene kadar kavurun. Yavaş yavaş sütü ilave edin ve topak topak olmadan karıştırıp koyu bir muhallebi kıvamı elde edin. Rendelenmiş ve suyu süzülmüş kabakları tencereye ekleyin, iyice karıştırın, tuzunu ve karabiberini yeterince atın. Beş-on dakika kabaklar pişene kadar karıştırın. En son kaşar peynirini ekleyip ocağı kapatın. Kullanacağınız kaşar peyniri tuzlu ise beğendiye koyacağınız tuz oranına dikkat edin. Beğendiyi iyice karıştırıp bir tabağa alın ve üzerine tavuk soteyi koyup servis yapın. Tabağı tereotu ile süsleyip zenginleştirebilirsiniz ki tereotu kabağa çok yakışır. Afiyet olsun.