Kakaolu Muzlu Kek – Şipşak anlar için şipşak bir tarif

Yumuşacık bir keke kim hayır diyebilir? Peki ertesi güne ve hatta daha ertesi güne de yumuşacık kalabilen bir keke? Çayın da kahvenin de yanına çok yakışan bu kek, bu aralar bizim ev halkının favorisi. Bu kek ve her kek yapımıyla ilgili birkaç ipucu:
– yumurtalarınız illa ki oda sıcaklığında olsun
– kek hamurunuzu kalıba dökmeden önce yeterli olacak miktarda karıştırın, fazla karıştırmak hamurda hava kabarcıkları oluşturur ki bunlar kekin kabarmasına engel olurlar
– kalıbınızı tereyağı ile iyice yağlayın, unlamayın
– kek pişerken fırının kapağını hiç açmayın

20140719-212756-77276143.jpg

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
1 su bardağı zeytinyağı
1 paket vanilya ya da 1 çay kaşığı sıvı vanilya özü
1 paket kabartma tozu
3 yemek kaşığı kakao
2 1/2 su bardağı un
3 tane olgun muz

Yapılışı:

Yumurtalarla şekeri köpürene kadar çırpalım. Sütü ve zeytinyağını da ekleyip tekrar karıştıralım. Muzları çatal yardımıyla ezelim ve sıvı vanilya özü ile karıştıralım. Toz vanilya kullanıyorsanız un ile birlikte katın karışıma. Muzları diğer sıvı malzemelerle mikser yardımıyla karıştıralım ve unu, kabartma tozunu (kullanıyorsanız toz vanilyayı) ve kakaoyu ekleyelim. Tahta bir kaşık ile iyice karıştıralım. Yağlanmış kek kalıbına karışımı döküp 370F (185C+-) derecede 35-40 dakika pişirelim. Kürdan testi yapalım: keke batırıp çıkardığınız kürdan temiz ise yani kek hamurunun bulaşığı yoksa üzerinde, kekinizin içi de pişmiş demektir. Keki fırından alıp kalıbının içinde iken üzerine önce bir kağıt havlu, sonra da temiz bir mutfak havlusu örtelim. Bu şekilde el değecek bir sıcaklığa indirelim. Sonra da soğutma telinin üzerine kalıbı ters çevirip kekimizi kalıptan çıkaralım ve oda sıcaklığına indirelim. Kekiniz tamamen soğumadan dilimlemeyiniz. Afiyet olsun.

Reklamlar

İftar Sofrası – İftariyelikler

photo 1

İftar sofralarının geleneksel Türk mutfağında çok özel bir yeri vardır. Özenle hazırlanmış, hafif ama besleyici yiyeceklerle oruç açmak ve ardından ana yemeklere geçmek uzman doktorlar tarafından tavsiye edilen Ramazan beslenme önerileridir. Benim çok sevdiğim dostlarım için geçenlerde zevkle hazırladığım iftar sofrasından iftariyelik örnekleri sunmak istiyorum bugün. Ana yemek öncesi, oruçtan çıkan mideleri hazırlayan ve fazla bir yük oluşturmayan iftariyeliklerin baştacı tabii ki hurma, zeytin çeşitleri ve hafif mezelerdir. Benim soframda da hurma ve zeytinlerin yanı sıra meze olarak humus, kahvaltılık çemen ve enginar ezme vardı. Pastırmalı puf böreğin tamamlayıcı lezzeti olarak pastırmalı kürdan sarma kanepelerim vardı. Son olarak mezelere eşlik etmesi için Ramazan’ın olmazsa olmazı ev yapımı Ramazan pidesi ve ferahlatıcı serinliğiyle susuzluk giderici ev yapımı limonatamız vardı. Pastırma ile tatlandırılan iki lezzetin çok kolay tariflerini paylaşmak istiyorum sizinle: pastırmalı puf börek ve kürdan sarma kanepeler.

Pastırmalı Puf Börek için malzemeler:
20 börek
  • 10 adet kare milföy hamuru
  • 15-20 yaprak pastırma
  • iki küçük domates
  • bir su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
  • yumurta sarısı

photo 3

Yapılışı:
Milföy hamurlarımızı oda sıcaklığına getirelim, tamamen erimiş olsunlar. Bu arada pastırmaları küçük kareler halinde keselim, domatesleri küp küp doğrayalım ve hepsini kaşar peynirleriyle karıştıralım. Bir küçük püf noktası: böreğin içinde sulanma yapmaması için domateslerin çekirdeklerini çıkaralım, kabuklarını soyalım, sularını mümkün olduğu kadarıyla sıkalım. Karıştırdığımız iç malzemesini, iki üçgen elde edecek şekilde kestiğimiz milföylerin her birine üçgenleri köşeden köşeye yine üçgen olarak kapatacak şekilde yerleştirelim. Kenarlarını parmaklarımızla, iyice yapışacak şekilde bastıralım. İsterseniz milföyleri henüz kare iken azıcık unlayıp merdane yardımıyla biraz büyütebilirsiniz. Boyutları küçük olunca daha bir atıştırmalık havasında oluyor bu börekler. Yirmi tane börek elde etmiş olacaksınız. Üzerlerine bir çorba kaşığı su ile çırpılmış yumurta sarılarını fırça ile sürelim. 375F (190C) derecede ısıtılmış fırında 25 dakika ya da üzerleri kızarana kadar pişirelim. Afiyet olsun.
Pastırmalı Kürdan Sarma Kanepeler için malzemeler:
(Sayısı isteğinize kalmış, o nedenle miktar belirtmeyeceğim)
  • Pastırma yaprakları
  • Kaşar peynir tarzı, tuzu az sertçe bir peynir çeşidi
  • Salatalık
  • Çekirdeği çıkarılmış ya da kırmızı biberle doldurulmuş yeşil zeytin
  • Kürdan

photo 2

Yapılışı:

Salatalıkları iyice yıkayıp boydan incecik dilimliyoruz. Peyniri küp şeklinde kesiyoruz. Peyniri önce pastırmaya, sonra salatalık dilimlerine sarıyoruz ve üzerine bir tane yeşil zeytin kondurup kürdanı boydan bastırarak hepsini tutturuyoruz. Salatalığın, pastırmanın kuvvetli tadını mükemmel bir şekilde dengelemesine ve malzemelerin birbirine olan uyumuna misafirleriniz bayılacak. Hemen servis yapmakta fayda var, ama bir saat buzdolabında bekleyebilir eğer gerekiyorsa. Afiyet olsun.

İftar Menüsü:

– İftariyelikler

– Ezogelin Çorbası

– Hünkarbeğendi

– Şehriyeli Pirinç Pilavı

– Zeytinyağlı Taze Fasulye

– Yoğurtlu Semizotu Salatası

– Çoban Salata

– Güllaç

 

 

Peynirli Lokum Poğaça – Babamın doğumgününde…

20140430-104946.jpg

Peynirli lokum poğaça, aile içindeki diğer adıyla “gogok”, rahmetli babamın en çok sevdiği hamur işiydi. “Gogok”, dilleri dönmediği için bu poğaçaya ailenin çocuklarının verdiği isimdi. Vefatından önce, halamın elinden yapılmış gogoklar yiyebildiği en son şeydi babamın. Ben halam kadar güzel görünümlü yapamıyorum ama rahmetli annemin el yazısıyla küçük bir not kağıdına yazılmış tarifi, tarif defterimin yaprakları arasında bulunca birkaç defa denemiştim bu poğaçayı. Babamın 69. yaşgünü olan tam da bugün bu tarifi paylaşmayı uygun gördüm. Yüreğimden süzülen naçizane birkaç satır da eşlik edecek bugün bu tarife:

Babacığım,

Başımı kaldırıp gökyüzünde hala senin gülen gözlerini arıyorsam eğer,

Telefon edip ‘nasılsın?’ dediğimde, ‘sesini duydum, daha iyi oldum kuzum,’ dediğini duymak istiyorsam hâlâ eğer,

Oğullarımın bir gülüşünde, bir bakışında her gün senden izler görüyorsam eğer,

Başım dara düştüğünde ‘şimdi babam olsa bana bir çıkış yolu bulurdu elbet’ diyorsam eğer,

Oğlum, “anne, dedemi özledim, ne zaman gelecek? Onunla oynamak istiyorum,” dediğinde söyleyecek tek kelime bile bulamıyorsam eğer,

Okuduğum her köşe yazarının, aslında senin en beğendiklerin olduğunu fark edip o yazılar hakkında seninle bir daha hiçbir zaman konuşamayacağımı hatırlayınca boğazıma sıkı bir düğüm atılıyorsa eğer,

Her güzel günde bir şeyler hep eksik kalıyorsa eğer,

Hiçliğin, yokluğun, hasretin tanımlarını tekrar yaparken gözlerim dolu dolu oluyorsa eğer,

Kelimelerin yetersiz kaldığını anlayıp ve hatta bunu birebir yaşayıp öylece susup kalıyorsam eğer,

Gün geçtikçe seni çok daha iyi anlıyorsam eğer,

Aksiyonu bol bir film izlediğimde “tam da babamlık filmmiş” diyorsam eğer,

Buradan daha güzel bir yerlerde, mutlu ve huzurlu olduğuna kendimi bu kadar çok inandırmak istiyorsam eğer,

İçimdeki boşluk hissi azalacağına gitgide çoğalıyorsa eğer,

Tahin helvasına senin gibi limon suyu damlatıp yiyorsam eğer,

Seni kaybettiğim topraklara adım atmak her geçen yıl daha da zorlaşıyorsa eğer,

Bil ki seni çok özlediğim içindir! Sensiz kutladığım bir doğumgününde daha diyorum ki; iyi ki doğdun babacığım, iyi ki benim babam oldun! Kabrin nurla dolsun!

“Gogok” için malzemeler:

– 1/2 su bardağı sıvı yağ
– 3 çorba kaşığı erimiş tereyağı
– 1 su bardağı ezilmiş beyaz peynir
– 1 yumurta
– 2 çorba kaşığı yoğurt
– 1/2 çay bardağı süt
– 1 paket kabartma tozu
– bir çorba kaşığı sirke
– kardığı kadar un (3-4 su bardağı)

Yapılışı:

Sıvı malzemeleri, sirke hariç, ve peyniri birbirine karıştıralım. Unu kardıkça ekleyeceğiz; bu yüzden bir su bardağı unu karışıma katıp kabartma tozunu üstüne dökelim ve onun da tam üzerine sirkeyi koyalım. Fıslarcasına bir ses duyacaksınız; tam da duymayı istediğimiz ses bu. Unu yavaş yavaş eklemeye devam ederek hamuru karmaya başlayalım. Sert ama kuru olmayan bir hamur elde edene kadar un eklemeliyiz, unun ölçüsü o anda elinizin sıcaklığından tereyağının ne kadar erimiş olduğuna kadar çeşitli etkenlerle belirleniyor. O nedenle unu yavaş yavaş kararında ve hamuru yoğurdukça eklemenizi tavsiye ediyorum. Hamur istediğimiz gibi sert ama hala şekil verilecek kıvama geldiğinde hafifçe unlanmış bir yüzeyde greyfurt büyüklüğünde toplar yapıp bu topları silindir haline getirelim. Silindirleri üstlerinde bastırıp yassıltalım ve bir parmak kalınlığında, dört parmak eninde bir dikdörtgen elde edelim. Keskin bir bıçakla hamuru iki-üç parmak kalınlıkta dilimleyelim. Resimdeki görünümü yakalamak zorunda değilsiniz elbette. Üzerine yumurta da sürebilirsiniz veya susam yerine çörek otu da serpebilirsiniz. Ya da sade de bırakabilirsiniz. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklarla dizelim ve önceden 350F (ya da 180C) derecede ısıtılmış fırında renkleri dönene kadar 30-35 dakika kontrollü bir şekilde pişirelim. Soğutma telinde ılıtıp servis edelim. Afiyet olsun.

Mozaik Pasta – Kırk yılda bir

Mozaik pasta ile kimilerinin aşk, kimilerinin nefret ilişkisi vardır; bunu baştan kabul edelim. Bu aşk-nefret meridyeninde ben ortalarda bir yerdeyim sanırım. Annemin mozaik pastasını hayal meyal hatırlıyorum. Zannediyorum ki çocukluğumun mutfağında çok popüler bir tatlı değildi. Ama misafir olarak oturduğumuz hemen hemen her sofrada mevcuttu bir zamanlar. Bu yönüyle çocukluğumda bir izi vardır diyebilirim. Benim çocuklarımın ise en sevdiği tatlılardan biri mozaik pasta, ama itiraf ediyorum, sıklıkla yapmaktan da çekindiğim bir tatlı. “Kırk yılda bir” kategorisinde yerini almasının birkaç nedeni var. İlki ana malzemelerden biri olan bisküvinin hazır oluşu. Eee ne var bunda, değil mi? Çok şey var, şöyle ki: Bisküviler, içerdikleri koruyucu, margarin ve katkı maddeleriyle çok sık tüketilmesinde fayda olmayan besinler. Bir diğer neden ise bu tatlının tam bir çikolata bombası olması. “Kendi vereceği tarifi neden daha en baştan bu kadar kötülüyor acaba” diye düşünüyorsunuz şu anda, biliyorum. Arada sırada yapılacak tatlılar listesinde olması gereken bu tatlıyı size dürüstçe anlatabilmek niyetim sadece. Zaten ne geldiyse başıma dürüstlükten gelmedi mi bu hayatta? Olsun varsın. Siz bu tatlıyı yapın bir ara, şöyle güzel demlenmiş çayınızı da alın yanına, kırk yılda bir değil mi sonuçta?

20140404-225624.jpg

Malzemeler:

– 2 su bardağı süt
– yarım su bardağı pudra şekeri
– 3 çorba kaşığı kakao
– 2 çorba kaşığı buğday nişastası
– 1 su bardağı parçalanmış bitter çikolata
– yarım su bardağı şam fıstığı içi
– bir büyük paket petibor bisküvi

Yapılışı:
Tencerede pudra şekerini, kakao ve nişastayı karıştıralım, sütü yavaş yavaş ekleyerek karıştıralım. Ocağı yakalım, karıştırmayı hiç bırakmadan puding gibi pişirelim. Pudingin ısısı artarken çikolataları ekleyip tamamen erimesini sağlayalım. Derince bir karıştırma kabında bisküvileri çok küçük olmayacak şekilde kıralım. Şam fıstıklarını ekleyip karıştıralım. Üzerlerine hazırladığımız çikolatalı pudingi döküp iyice karıştıralım. Donmaya dayanıklı dikdörtgen bir kaba alüminyum folyo serip kabın şeklini alacak şekilde bastıralım, kabın üzerini kapatacak şekilde kenarlarından folyoyu sarkıtalım. Aluminyum folyonun üzerine pastamızı dökelim, kenardan sarkan folyoyu da üzerine kapatalım. Oda sıcaklığına inince buzluğa kaldıralım. En az üç saat dondurup düz bir tabağa pastamızı ters çevirerek alalım ve dilimleyerek servis yapalım. Afiyet olsun.

>

Haşhaş Tohumlu Limonlu Kek – En sade haliyle

Haşhaş tohumunu nasıl bilirsiniz? Mutfaktaki en yaygın kullanımı poğaçaların üzerine susam ya da çörek otu gibi serpilmesidir sanırım. Lâkin bir de bu keki tadarsanız, bu mini minnacık siyah tohumlarla yeniden tanışacaksınız. Bu tanışmaya limon aroması da eklenince hele… Aslında size Batı dünyasının klasik bir kekini anlatıyorum, evet. Türkiye’deki gibi keki, kek kalıbından çıkarıp o haliyle yemeyen bir dünya bu. Üzerine illa ki bir tür sos (glaze), krema ya da her ikisi birden dökülen keklerin olduğu bir yer. Eleştiriyorum sanmayın, herkesin zevki kendine göre güzeldir sonuçta. Ama ben bu Batılı keki bizim oralarda yediğimiz gibi seviyorum, kendi halinde.

20140221-110212.jpg

Tarif food.com sitesinden uyarlanmıştır.

Malzemeler:

– 2 3/4 su bardağı un
– 1 1/2 tatlı kaşığı kabartma tozu
– 1/4 tatlı kaşığı karbonat
– 1/4 tatlı kaşığı tuz
– 1 su bardağı tereyağı
– 1 3/4 su bardağı toz şeker
– 4 yumurta
– 4 çorba kaşığı limon suyu
– 1 çorba kaşığı limon kabuğu
– 1 tatlı kaşığı sıvı vanilya özü
– 1 su bardağı yoğurt
– 1/4 su bardağı süsleme amaçlı kullanılan haşhaş tohumu

Yapılışı:
Büyük bir kapta kuru malzemeleri (un, kabartma tozu, karbonat, tuz ve haşhaş tohumları) karıştıralım. Başka bir karıştırma kabında oda sıcaklığında yumuşamış tereyağını mikserle düşük hızda çırpalım. Şekeri ekleyip 2-3 dakika daha çırpalım. Oda sıcaklığındaki yumurtaları teker teker ekleyelim, karıştırmaya devam edelim. Limon suyunu, kabuğunu ve vanilyayı da ekleyelim. Yoğurdu ikiye bölüp unlu karışımla dönüşümlü olarak ekleyerek ıslak malzemelere katalım ve mikserin düşük ısısında karıştırmaya devam edelim. Önceden yağlayıp hazırladığımız kek kalıbımıza karışımı dökelim ve 350 F (180C) derecede 50 dakika pişirelim. Kürdan testiyle pişip pişmediğini kontrol edelim. Kekin ortasına kadar batırıp çıkardığımız kürdan temiz ise keki fırından alıp 20 dakika kadar soğutma telinin üzerinde kalıbında ılınmasını bekleyelim. Kalıbın kenarlarından bir kahvaltı bıçağıyla hafifçe geçerek kekin etrafını dolaşalım. Soğutma teline keki kalıbıyla ters çevirelim ve üzerine bir mutfak havlusu serip 20 dakika daha bekleyelim. Kalıbı sallayarak kekin düşmesini sağlayalım ve soğutma telinin üzerinde tamamen soğumasını bekleyelim. Kurumaması için üzerine bir kağıt havlu serebilirsiniz. Dilimleyerek servis yapalım, afiyet olsun.

20140221-110425.jpg

Annemin Tahinli Çöreği – Yeniden hayat bulan bir tarif

İnsan, bazen içinde büyüyen yalnızlığa hiçbir şey yapamaz. Nereye giderse gitsin, kalabalıklara da karışsa ya da en güzel anlarda bile o yalnızlık duygusu giderek çoğalır. Boğazına sıkışıp kalmış bir tokmak misali, ne yutabilir, ne de söküp atabilir onu. Ya onunla yaşamayı öğrenir, ya da ona esir olur büsbütün. Ve bazı anlar vardır ki bu duyguyla iyi geçindiğini bile hisseder olur. O anlarda bir ufacık nesne, kulakta bir tını, eski bir melodi, hoş bir rahiya ya da damakta kalmış bir tat yalnızlığına arkadaş olur insanın. Bütün bunların çağrıştırdığı puslu anılar gelir dolar o yalnızlığın içine, bir güzel dolduruverir boşlukları. Benim zihnimde kalan o hoş rahiya, yüz yıl geçse de unutamayacağım o tat, annemin tahinli çöreğidir kimi zaman. Elimi hamuruna sürdüğüm anda annem gelir gözümün önüne, çocukluğumdaki yüzü, elleri, gülümsemesi. Sıcak çörekleri fırından çıkarışı, hamarat ellerinden çıkmış çöreklerin güzelliği gözümün önünde canlanır; tahinle karışık mahlebin büyülü kokusu gelir burnuma. Hiç unutmam, unutamam.

Benim için derlediği tarif defterlerinden birinde annemin el yazısıyla not edilmiş bir tarif, şimdi tekrar hayat buluyor. Harflerin kıvrımları, içimdeki yalnızlığa dokunuyor; tek tek alıp sarıp sarmalayasım geliyor kelimeleri annemin ellerine sarılırcasına.

20140213-090306.jpg

Malzemeler:
Hamuru için
– 500 gr. un – yaklaşık 3 1/2 su bardağı un (unun hepsini bir anda koymak yerine hamuru kardıkça eklemenizi tavsiye ederim)
– yarım su bardağı (Amerika için bir “stick” yani 115 gr) tuzsuz tereyağı
– yarım su bardağı zeytinyağı
– bir tatlı kaşığı mahlep
– bir küçük çay bardağı soğuk su
– bir tatlı kaşığı tuz

İçinin harcı için
– yarım küçük çay bardağı tahin
– bir tatlı kaşığı mahlep
– tahini inceltmek için yarım çay bardağı kadar zeytinyağı

Üzeri için
– bir yumurta sarısı
– susam
– çörek otu

Yapılışı:
Hamuru için gerekli tüm malzemeleri karıştıralım, ununu azar azar ekleyelim. Dört pazu hamur oluşturalım. İkişer pazuyu birlikte çalışacağız. Her bir pazuyu çapı yaklaşık 30 cm’lik yufka şeklinde açalım, ilk yufkaya inceltilmiş tahinden sürelim, açtığımız ikinci yufkayı birincinin üzerine yerleştirelim, tekrar tahinden sürelim ve zarf gibi dört tarafından içe katlayıp kapatalım, üzerinden oklava ile tekrar açalım. Uzun şeritler halinde keselim, şeritleri önce içe doğru bükerek, sonra kendi etrafında çevirerek sarmallayalım ve küçük çörekler yapalım. Hafifçe yağlanmış tepsiye dizelim. Aynı işlemi diğer iki pazu hamur için tekrarlayalım. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp susam ve çörek otu serpelim. 360 F ( +-180C) derece fırında 35 dakika ya da üzerleri kızarıncaya kadar pişirelim. Afiyet olsun.

20140213-090513.jpg

Kıtır Bisküvi Kurabiyeler – Sevgiyle pişen herşey lezzetlidir

20140207-094439.jpg

İki küçük kurabiye canavarı için, hazır satılanlara oranla daha sağlıklı alternatifler sunmak adına hemen hemen her hafta bir çeşit kurabiye yapıyorum. Bu hafta yaptığım kurabiye annemin tarifi ve gece yarısından kalma bir hatırası var. Büyük oğlum yaklaşık iki buçuk yaşındayken yaz tatili için Türkiye’ye gitmiştik. Uzun ve zorlu geçen uçak yolculuğumuz boyunca oğlumu yol tutmuş ve yediği herşeyi çıkarmıştı. Aç bilaç Ankara’ya vardığımızda saat gece yarısını çoktan bulmuştu. Annem ve babam tarafından karşılandığımızda hissettiğim huzuru hala çok net hatırlıyorum. Eve varmak için yaklaşık bir saat de araba yolculuğu yapacağımızdan annem her zamanki gibi tedarikli gelmişti. Çantasından o gün tazecik yaptığı kurabiyelerden çıkarıp torununa uzattığında yüzündeki tebessüm harikaydı. Yol boyu, sevgiyle yapılmış anneanne kurabiyelerini sevine sevine mideye indiren oğlum da “eve” gelmiş olmanın huzurunu tatmıştı hiç şüphesiz.

İşte o kurabiyeler, şimdi bu kurabiyeler olarak burada. Annemin tarifini yazdığım kağıt yıllar sonra hala tarif defterimin arasında. Bu kıtır kurabiyenin iki önemli özelliği var: bisküvi gevrekliğine sahip olması ve şeker oranının hayli düşük olması. Sizin evde de kurabiye canavarları yaşıyorsa bu kurabiyeleri, gevrek lezzeti ve mis gibi kokusu ile şekerinin azlığına aldırmadan seveceklerine emin olabilirsiniz. Sadece elinizde yuvarlayıp hafifçe bastırarak şekil verebileceğiniz gibi daha şık bir görünüm için kurabiye kalıpları kullanabilirsiniz ve hatta iki kurabiyeyi arasına sürebileceğiniz marmelat ya da çikolatayla birleştirip daha da cazip hale getirebilirsiniz. Üstlerine yumurta akı-toz şeker, yumurta akı-hindistan cevizi rendesi ya da sırf yumurta sarısı sürebilirsiniz.

20140207-094803.jpg

Malzemeler:
– 2 su bardağı un
– 1 su bardağı nişasta
– 1 su bardağı pudra şekeri
– 1 paket kabartma tozu
– 125 gr tereyağı
– 1 Türk kahve fincanı süt
Üzeri için
– 1 çay bardağı hindistan cevizi ya da bir çay bardağı toz şeker
ve yahut
– 1 yumurtanın sarısı
İki kurabiyenin arası için
– Nutella ya da herhangi başka bir marka sürülebilir çikolata
– organik ya da ev yapımı çilek, kayısı ya da portakal marmelatı

20140207-095208.jpg

Yapılışı:
Un, nişasta ve kabartma tozu karıştırılır, ortası açılır. Yumuşamış tereyağı, süt ve pudra şekeri eklenip karılır. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir, bu kıvama gelene kadar gerekirse biraz daha un eklenir. İyice yoğurulur ve ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp yuvarlanır ya da inceltilip kurabiye kalıplarıyla şekil verilir. Önce yumurta akına sonra hindistan cevizi rendesine (ya da toz şekere) batırılıp hafif yağlanmış ve ya yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklarla dizilir. Sandviç haline getirilip arasına marmelat ya da çikolata sürülecekse üstlerine sadece yumurta sarısı sürülür. Parlaklık vermek için yumurta sarısını bir tatlı kaşığı su ile çırpabilirsiniz. 370 F (185 C) derecede hafif pembeleşinceye kadar 15-20 dakika pişirilir. Afiyet olsun.