Kakaolu Muzlu Kek – Şipşak anlar için şipşak bir tarif

Yumuşacık bir keke kim hayır diyebilir? Peki ertesi güne ve hatta daha ertesi güne de yumuşacık kalabilen bir keke? Çayın da kahvenin de yanına çok yakışan bu kek, bu aralar bizim ev halkının favorisi. Bu kek ve her kek yapımıyla ilgili birkaç ipucu:
– yumurtalarınız illa ki oda sıcaklığında olsun
– kek hamurunuzu kalıba dökmeden önce yeterli olacak miktarda karıştırın, fazla karıştırmak hamurda hava kabarcıkları oluşturur ki bunlar kekin kabarmasına engel olurlar
– kalıbınızı tereyağı ile iyice yağlayın, unlamayın
– kek pişerken fırının kapağını hiç açmayın

20140719-212756-77276143.jpg

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
1 su bardağı zeytinyağı
1 paket vanilya ya da 1 çay kaşığı sıvı vanilya özü
1 paket kabartma tozu
3 yemek kaşığı kakao
2 1/2 su bardağı un
3 tane olgun muz

Yapılışı:

Yumurtalarla şekeri köpürene kadar çırpalım. Sütü ve zeytinyağını da ekleyip tekrar karıştıralım. Muzları çatal yardımıyla ezelim ve sıvı vanilya özü ile karıştıralım. Toz vanilya kullanıyorsanız un ile birlikte katın karışıma. Muzları diğer sıvı malzemelerle mikser yardımıyla karıştıralım ve unu, kabartma tozunu (kullanıyorsanız toz vanilyayı) ve kakaoyu ekleyelim. Tahta bir kaşık ile iyice karıştıralım. Yağlanmış kek kalıbına karışımı döküp 370F (185C+-) derecede 35-40 dakika pişirelim. Kürdan testi yapalım: keke batırıp çıkardığınız kürdan temiz ise yani kek hamurunun bulaşığı yoksa üzerinde, kekinizin içi de pişmiş demektir. Keki fırından alıp kalıbının içinde iken üzerine önce bir kağıt havlu, sonra da temiz bir mutfak havlusu örtelim. Bu şekilde el değecek bir sıcaklığa indirelim. Sonra da soğutma telinin üzerine kalıbı ters çevirip kekimizi kalıptan çıkaralım ve oda sıcaklığına indirelim. Kekiniz tamamen soğumadan dilimlemeyiniz. Afiyet olsun.

Reklamlar

Peynirli Lokum Poğaça – Babamın doğumgününde…

20140430-104946.jpg

Peynirli lokum poğaça, aile içindeki diğer adıyla “gogok”, rahmetli babamın en çok sevdiği hamur işiydi. “Gogok”, dilleri dönmediği için bu poğaçaya ailenin çocuklarının verdiği isimdi. Vefatından önce, halamın elinden yapılmış gogoklar yiyebildiği en son şeydi babamın. Ben halam kadar güzel görünümlü yapamıyorum ama rahmetli annemin el yazısıyla küçük bir not kağıdına yazılmış tarifi, tarif defterimin yaprakları arasında bulunca birkaç defa denemiştim bu poğaçayı. Babamın 69. yaşgünü olan tam da bugün bu tarifi paylaşmayı uygun gördüm. Yüreğimden süzülen naçizane birkaç satır da eşlik edecek bugün bu tarife:

Babacığım,

Başımı kaldırıp gökyüzünde hala senin gülen gözlerini arıyorsam eğer,

Telefon edip ‘nasılsın?’ dediğimde, ‘sesini duydum, daha iyi oldum kuzum,’ dediğini duymak istiyorsam hâlâ eğer,

Oğullarımın bir gülüşünde, bir bakışında her gün senden izler görüyorsam eğer,

Başım dara düştüğünde ‘şimdi babam olsa bana bir çıkış yolu bulurdu elbet’ diyorsam eğer,

Oğlum, “anne, dedemi özledim, ne zaman gelecek? Onunla oynamak istiyorum,” dediğinde söyleyecek tek kelime bile bulamıyorsam eğer,

Okuduğum her köşe yazarının, aslında senin en beğendiklerin olduğunu fark edip o yazılar hakkında seninle bir daha hiçbir zaman konuşamayacağımı hatırlayınca boğazıma sıkı bir düğüm atılıyorsa eğer,

Her güzel günde bir şeyler hep eksik kalıyorsa eğer,

Hiçliğin, yokluğun, hasretin tanımlarını tekrar yaparken gözlerim dolu dolu oluyorsa eğer,

Kelimelerin yetersiz kaldığını anlayıp ve hatta bunu birebir yaşayıp öylece susup kalıyorsam eğer,

Gün geçtikçe seni çok daha iyi anlıyorsam eğer,

Aksiyonu bol bir film izlediğimde “tam da babamlık filmmiş” diyorsam eğer,

Buradan daha güzel bir yerlerde, mutlu ve huzurlu olduğuna kendimi bu kadar çok inandırmak istiyorsam eğer,

İçimdeki boşluk hissi azalacağına gitgide çoğalıyorsa eğer,

Tahin helvasına senin gibi limon suyu damlatıp yiyorsam eğer,

Seni kaybettiğim topraklara adım atmak her geçen yıl daha da zorlaşıyorsa eğer,

Bil ki seni çok özlediğim içindir! Sensiz kutladığım bir doğumgününde daha diyorum ki; iyi ki doğdun babacığım, iyi ki benim babam oldun! Kabrin nurla dolsun!

“Gogok” için malzemeler:

– 1/2 su bardağı sıvı yağ
– 3 çorba kaşığı erimiş tereyağı
– 1 su bardağı ezilmiş beyaz peynir
– 1 yumurta
– 2 çorba kaşığı yoğurt
– 1/2 çay bardağı süt
– 1 paket kabartma tozu
– bir çorba kaşığı sirke
– kardığı kadar un (3-4 su bardağı)

Yapılışı:

Sıvı malzemeleri, sirke hariç, ve peyniri birbirine karıştıralım. Unu kardıkça ekleyeceğiz; bu yüzden bir su bardağı unu karışıma katıp kabartma tozunu üstüne dökelim ve onun da tam üzerine sirkeyi koyalım. Fıslarcasına bir ses duyacaksınız; tam da duymayı istediğimiz ses bu. Unu yavaş yavaş eklemeye devam ederek hamuru karmaya başlayalım. Sert ama kuru olmayan bir hamur elde edene kadar un eklemeliyiz, unun ölçüsü o anda elinizin sıcaklığından tereyağının ne kadar erimiş olduğuna kadar çeşitli etkenlerle belirleniyor. O nedenle unu yavaş yavaş kararında ve hamuru yoğurdukça eklemenizi tavsiye ediyorum. Hamur istediğimiz gibi sert ama hala şekil verilecek kıvama geldiğinde hafifçe unlanmış bir yüzeyde greyfurt büyüklüğünde toplar yapıp bu topları silindir haline getirelim. Silindirleri üstlerinde bastırıp yassıltalım ve bir parmak kalınlığında, dört parmak eninde bir dikdörtgen elde edelim. Keskin bir bıçakla hamuru iki-üç parmak kalınlıkta dilimleyelim. Resimdeki görünümü yakalamak zorunda değilsiniz elbette. Üzerine yumurta da sürebilirsiniz veya susam yerine çörek otu da serpebilirsiniz. Ya da sade de bırakabilirsiniz. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklarla dizelim ve önceden 350F (ya da 180C) derecede ısıtılmış fırında renkleri dönene kadar 30-35 dakika kontrollü bir şekilde pişirelim. Soğutma telinde ılıtıp servis edelim. Afiyet olsun.

Sucuk İçi Köfte – “Comfort food” mu dediniz?

Sucuk aromalı bir köfteye sanmıyorum ki hayır diyen olsun. Sucuk yapımında kullanılan baharatların kokularıyla zenginleşen bu köfte, bana küçüklüğümde annemin evde yaptığı sucukların hazırlık aşamasını çağrıştırıyor. Ev yapımı sucuğun ne yazık ki nasıl yapıldığını hatırlamıyorum ama kokusu aynen bu köfte gibiydi. Önceden yapıp şekillendirip dondurabilirsiniz ve ihtiyaç anında buzunu çözdürmeye gerek olmadan kızgın tavada pişirebilirsiniz. Yanına zevkinize göre patates kızartması, pilav ya da makarna çok güzel yakışır. Ve alın size Amerikalılar’ın “comfort food” dediği, tam anlamıyla kendinizi iyi hissetmek için yediğimiz yemeklere bizim diyarlardan bir örnek.

20140323-214925.jpg

Malzemeler:

– 500 gr kıyma
– orta boy bir kuru soğan
– 5 diş sarımsak
– bir çay kaşığı kırmızı biber
– bir çay kaşığı yenibahar
– bir çay kaşığı kimyon
– bir çay kaşığı karabiber
– iki çay kaşığı tuz

Yapılışı:

Soğanı rendeleyip sarımsakları ezin ve bütün malzemeyi karıştırıp iyice yoğurun. Köfte harcını bir gece üzeri kapalı olarak buzdolabında dinlendirin. Ertesi gün harcı tekrar yoğurup avucunuzda küçük topları oluşturun, hafifçe bastırarak yassı bir şekil verin. Kızgın tavada ya da ızgarada kızartın. Afiyet olsun.

Not: Ne yaptıysam bu tabağın yakışıklı bir resmini çekemedim, bu nedenle bu fotoğrafla idare etmek durumundayım. Bu aceleye gelen resimde, tabağı gören çocukların da payı var desem yalan olmaz:)

Muzlu Puding – En doğalını evde yapmak varken

Siz de benim gibi hazır toz karışımlardan puding yapmayı sevmiyorsanız ve özellikle çocuklarınıza mümkün olduğu kadar ev yapımı besinler yedirmeyi tercih ediyorsanız, bu tarif tam size göre diyebilirim. Hani bazı tarifler vardır, “neden daha önce denememişim” dedirtir insana, bu da o tip tariflerden işte. Çabucak ve kolayca ortaya çıkan bu pudingi denediğinizde bana hak vereceksiniz. Doğallığı kadar lezzetiyle de içinize sinecek bu pudinge özellikle evin küçük üyeleri bayılacak.

20140309-220305.jpg
Malzemeler:
6 kişilik
– 2 su bardağı yağlı süt
– 1/2 su bardağı toz şeker
– 1/4 su bardağı buğday nişastası
– 4 yumurta sarısı
– 2 orta boy muz
– 1 çay kaşığı sıvı vanilya özü
– 1 çorba kaşığı tereyağı (şart değil)
– istenirse servis sayısı kadar petibör bisküvi

Yapılışı:
Yumurta sarılarını, şekeri ve nişastayı çırpalım. Sütü ekleyelim, tencereyi ocağa koyalım. Topaklanırsa sorun değil, el blendırı (ya da mikser) bize o konuda yardımcı olacak. Bir tam, bir yarım muzu bir tabakta ezelim ve muzun kararmasına izin vermeden tencereye hemen ekleyelim. Çırpıcı ile pudingimizi karıştırmaya devam edelim. Biraz koyulaşmaya başlayınca el blendırı (ya da mikser) ile hafif hafif karıştıralım ve pürüzsüz bir hale getirelim. Kaynayıp tamamen koyulaşınca vanilyayı ekleyip, pudingi karıştırıp ocağı kapatalım. Servis kaselerinin dibine isterseniz birer petibör bisküvi, üzerine de yarım kalan muzu dilimleyip koyalım ya da sadece muz koyabilirsiniz. Pudingi kaselere bölüştürelim. Oda sıcaklığına inince buzdolabına kaldıralım, en az 4 saat bekletelim. Afiyet olsun.

Kıtır Bisküvi Kurabiyeler – Sevgiyle pişen herşey lezzetlidir

20140207-094439.jpg

İki küçük kurabiye canavarı için, hazır satılanlara oranla daha sağlıklı alternatifler sunmak adına hemen hemen her hafta bir çeşit kurabiye yapıyorum. Bu hafta yaptığım kurabiye annemin tarifi ve gece yarısından kalma bir hatırası var. Büyük oğlum yaklaşık iki buçuk yaşındayken yaz tatili için Türkiye’ye gitmiştik. Uzun ve zorlu geçen uçak yolculuğumuz boyunca oğlumu yol tutmuş ve yediği herşeyi çıkarmıştı. Aç bilaç Ankara’ya vardığımızda saat gece yarısını çoktan bulmuştu. Annem ve babam tarafından karşılandığımızda hissettiğim huzuru hala çok net hatırlıyorum. Eve varmak için yaklaşık bir saat de araba yolculuğu yapacağımızdan annem her zamanki gibi tedarikli gelmişti. Çantasından o gün tazecik yaptığı kurabiyelerden çıkarıp torununa uzattığında yüzündeki tebessüm harikaydı. Yol boyu, sevgiyle yapılmış anneanne kurabiyelerini sevine sevine mideye indiren oğlum da “eve” gelmiş olmanın huzurunu tatmıştı hiç şüphesiz.

İşte o kurabiyeler, şimdi bu kurabiyeler olarak burada. Annemin tarifini yazdığım kağıt yıllar sonra hala tarif defterimin arasında. Bu kıtır kurabiyenin iki önemli özelliği var: bisküvi gevrekliğine sahip olması ve şeker oranının hayli düşük olması. Sizin evde de kurabiye canavarları yaşıyorsa bu kurabiyeleri, gevrek lezzeti ve mis gibi kokusu ile şekerinin azlığına aldırmadan seveceklerine emin olabilirsiniz. Sadece elinizde yuvarlayıp hafifçe bastırarak şekil verebileceğiniz gibi daha şık bir görünüm için kurabiye kalıpları kullanabilirsiniz ve hatta iki kurabiyeyi arasına sürebileceğiniz marmelat ya da çikolatayla birleştirip daha da cazip hale getirebilirsiniz. Üstlerine yumurta akı-toz şeker, yumurta akı-hindistan cevizi rendesi ya da sırf yumurta sarısı sürebilirsiniz.

20140207-094803.jpg

Malzemeler:
– 2 su bardağı un
– 1 su bardağı nişasta
– 1 su bardağı pudra şekeri
– 1 paket kabartma tozu
– 125 gr tereyağı
– 1 Türk kahve fincanı süt
Üzeri için
– 1 çay bardağı hindistan cevizi ya da bir çay bardağı toz şeker
ve yahut
– 1 yumurtanın sarısı
İki kurabiyenin arası için
– Nutella ya da herhangi başka bir marka sürülebilir çikolata
– organik ya da ev yapımı çilek, kayısı ya da portakal marmelatı

20140207-095208.jpg

Yapılışı:
Un, nişasta ve kabartma tozu karıştırılır, ortası açılır. Yumuşamış tereyağı, süt ve pudra şekeri eklenip karılır. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir, bu kıvama gelene kadar gerekirse biraz daha un eklenir. İyice yoğurulur ve ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp yuvarlanır ya da inceltilip kurabiye kalıplarıyla şekil verilir. Önce yumurta akına sonra hindistan cevizi rendesine (ya da toz şekere) batırılıp hafif yağlanmış ve ya yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklarla dizilir. Sandviç haline getirilip arasına marmelat ya da çikolata sürülecekse üstlerine sadece yumurta sarısı sürülür. Parlaklık vermek için yumurta sarısını bir tatlı kaşığı su ile çırpabilirsiniz. 370 F (185 C) derecede hafif pembeleşinceye kadar 15-20 dakika pişirilir. Afiyet olsun.

Sarımsak Soslu Karidesli Spaghetti – İtalyan mutfağından küçük bir dokunuş

İtalyan mutfağını sever misiniz? Sevmeyen çok azdır sanırım. Peki ya deniz mahsullerini? Bu pratik, çabuk ve lezzetli tarifte çok sevdiğim bu iki lezzet bir araya geliyor. Bir paket makarnayı haşlama süresinde ortaya çıkan bu yemeğin sunduğu lezzet oldukça etkileyici. Biz burada Pasifik’ten avlanmış taze karidesleri üzerinde yakın bir zamana ait bir son kullanma tarihiyle donmuş ama pişmiş olarak satın alıyoruz. Diğer marka donmuş karideslere nazaran oldukça lezzetliler. Ama elbette bu yemeği önceden haşlayarak taze karides ile de yapmak mümkün. Yanına kondurulmuş yeşil bir salatayla doyurucu ve besleyici bir öğün oluşturabilirsiniz. Buyrun tarife geçelim, CIAO!

20140129-112325.jpg

Malzemeler
– 500 gr ayıklanmış pişmiş karides
– 3 diş sarımsak
– bir tepeleme çorba kaşığı kaşığı domates salçası
– bir çorba kaşığı tereyağı
– iki çorba kaşığı zeytinyağı
– iki çorba kaşığı limon suyu
– bir paket spaghetti makarna
– tuz
– kekik
– üzerine rendelenmiş parmesan peyniri

Yapılışı:
Spaghettiyi kaynayan tuzlu suda haşlayalım. Diğer taraftan genişçe bir derin tencerede tereyağını eritip zeytinyağını ekleyelim. İnce ince doğradığımız sarımsakları kısık ateşte kavuralım, yanmamalarına dikkat edelim. Bir-iki dakika sonra domates salçasını ekleyelim, onu da kavuralım. Bu arada karideslerimizi önceden donmuşsa eğer, oda sıcaklığına getirmiş olalım. Tencereye karidesleri de ekleyelim ve diğer malzemelerle iyice karıştıralım. Zaten pişmiş oldukları için çok fazla ateşte kalmalarına gerek yok. Limon suyunu, arzu ettiğimiz kadar tuzunu ve kekiğini de ekleyelim. Diğer tencerede aldante yani dişe dokunur derecede pişirdiğimiz spaghettiyi de büyük tenceremize ekleyelim ve diğer malzemelerle çok iyi karıştıralım, ocağı söndürelim. Sıcakken üzerine parmesan peyniriyle servis yapalım. Afiyet olsun.

Havuçlu Kabaklı Tepsi Keki – Sürprizi içinde saklı

Beklettiysem kusuruma bakmayın. “Sürprizli bir tepsi keki geliyor” diye duyurusunu yapmıştım, ama araya eşimin doğumgünü girdi ve önce onun için yaptığım pastanın tarifini yayınlamak istedim.

Hani hep annelerin ortak sorunudur: Sebze yemeyen çocuklara nasıl yaparız da yediririz bu sebzeleri diye yollar ararız. İşte bugünkü tarif bir nebze olsun bu soruna çare niteliğinde. Tamam, kabul ediyorum, çok ideal bir sebze yeme şekli değil bu, olsa olsa artık çaresi tükenmiş bir annenin “yaşasın, iki sebzeyi bir araya getirdim de çocuğuma yedirdim” diye sevinerek avuntu bulmasıdır 🙂 Ayrıca kekin içinde yeşil kabak tadı kesinlikle hissedilmiyor, emin olabilirsiniz. Zencefil ise müthiş bir aroma ekliyor.

Lafı çok uzatmadan tarife geçelim, ne dersiniz, zira yeterince beklettim sizi.

Başlamadan ufak bir not: Su bardağı ölçüleri 240 ml’lik ‘cup’ ölçüsüne karşılık gelmektedir.

Better Homes and Gardens The Ultimate Cookie Book’tan uyarlanmıştır.

Malzemeler:

  • 1 ½ su bardağı un
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • ¼ çay kaşığı karbonat
  • 2 yumurta
  • ¾ su bardağı silme esmer şeker (boya eklenerek esmerleştirilmiş şekerden ziyade daha az işlemden geçirilmiş olan rengi koyu, taneleri iri şekeri kullanmanızı tavsiye ederim)
  • ¼ su bardağı bal (çok tatlı olmasın derseniz koymasanız da olur)
  • 1 ½ su bardağı rendelenmiş havuç (aşağı yukarı 3 orta boy havuçtan çıkıyor)
  • 1 su bardağı rendelenmiş yeşil kabak (1 orta boy kabaktan çıkıyor)
  • ½ su bardağı kuru üzüm
  • ½ su bardağı dövülmüş ceviz
  • ½ su bardağı sıvı yağ
  • 1 çay kaşığı sıvı vanilya özü
  • ½ çay kaşığı toz zenfecil

Yapılışı:

Büyükçe bir karıştırma kabında unu, kabartma tozunu, karbonatı ve zencefili karıştıralım. Başka bir büyükçe karıştırma kabında yumurtalar, havuç, yeşil kabak, esmer şeker, kuru üzüm, ceviz, sıvı yağ, bal ve vanilyayı karıştıralım. Kuru malzemeler karışımını, ıslak malzemeler karışımına ekleyelim. Şöyle bir karışacak kadar karıştıralım, çırpmayalım. 33cm’e 22cm ebatlarında ve 5cm kalınlığında bir fırın kabını (13x9x2 inch) yağlamadan karışımı içine dökelim ve eşit bir şekilde yayalım.

350F (175C) derecede 25 dakika kadar ya da keke batırıp çıkardığınız kürdan temiz çıkana kadar pişirelim. Tepside ilk sıcaklığı azalınca kare kare dilimleyelim. Soğutma telinde ılıtalım ve servis yapalım. Afiyet olsun.