Muhallebili Kemalpaşa Tatlısı – İyi ki doğdun annem!

Bugünün benim hayatımda ve blogumun yayın hayatında anlamı çok büyük. Bugün, rahmetli annemin doğumgünü ve onun güzel hatırasını yaşatmak için başlattığım blogun da ikinci yıldönümü. Annem yaşasaydı 66 yaşında olacaktı ve eminim benim hayatımda herşey bugün olduğundan çok daha farklı olacaktı. Bir insan, annesini kaybedince kaç yaşında olursa olsun illa ki öksüz kalıyor. Hayatın mutlak gerçeğini tokat gibi hissediyor yüzünde. Değiştiremeyeceği bu gerçek karşısında, keşkeler okyanusunda nefessiz kalıyor. Tutunacak o dal hiç çıkmıyor karşısına, yüzeye çıkıp alınacak o nefese hiç gelmiyor sıra. Tek teselli, yaşanmışlıklar oluyor; geriye kalanlar, biriken hatıralar. Ben bugün dönüp baktığımda yaklaşan bayramın da etkisiyle annemin bayram sofraları geliyor gözümün önüne. Birbirinden leziz yemeklerin ardından annemin kendi elleriyle açtığı, her bayramda aynı mükemmelliği ile kendine hayran bırakan ev baklavası gelirdi masaya. Bu bayramda da ev baklavası tarifim yok maalesef – belki başka bir bayramda olur – ama sizlere farklı, yine de bildiğiniz bir tatlı önerim var. Hem de yazın sıcağında ferahlatıcı ve zahmetsiz oluşuyla ilginizi çekebilir.

20140723-092058-33658414.jpg

Blogun yıldönümü münasebetiyle içinde damla sakızı olan bir tarif paylaşıyorum bugün ve diyorum ki anneciğim, uzaklarda bir yerde, yanıbaşında babamla birlikte doğumgününü kutluyorsun biliyorum, ben de bugün burada senin için bir mum yakacağım; iyi ki doğdun anneciğim!

Malzemeler:
– bir paket Kemalpaşa tatlısı
– bir litre süt
– 6 çorba kaşığı toz şeker
– 4 çorba kaşığı un
– 2 çorba kaşığı nişasta
– 3-4 küçük parça damla sakızı
– bir tatlı kaşığı sıvı vanilya
– bir çorba kaşığı tereyağı

20140723-092318-33798342.jpg

Yapılışı:

Kemalpaşa tatlısı, paketinin üzerindeki tarife göre yapılır. Delikli kepçe ile şerbeti süzdürülüp soğuması için bir tepsiye alınır. Muhallebi için un, nişasta ve şeker sütün içine karıştırılıp pişirilir. Koyulaşmaya başlayınca ezilen damla sakızları muhallebiye eklenir ve ocak kapatılır. Beklemeden vanilya ve tereyağı da eklenir, ve hızlıca çırpılır. Çırpma işlemini el blendırı ile yaparsanız tatlıyı daha kolay kesebilirsiniz. Kemalpaşa tatlıları arzu edilen bir servis kabına alınır. Bu kap, büyük bir borcam tepsi de olabilir, ya da birkaç tane tatlıyı bir arada koyabileceğiniz küçük kaseler de olabilir. Karıştırılarak ilk sıcağı giderilen muhallebi, Kemalpaşa tatlılarının üzerine dökülür. Bir gece buzdolabında bekletilir ve ister dilimleyerek, ister kaseler tabağa ters çevrilerek üzeri şam fıstığı ya da hindistan cevizi ve yahut tarçın ile süslenerek soğuk olarak servis edilir. Afiyet olsun.

Damla Sakızlı Rulo Muhallebi – Hasretle yaşamak

Bir süredir sesim soluğum çıkmıyor değil mi? Çünkü taşındık. Halihazırda rekor sayıdaki taşınmalarımıza bir yenisini daha ekledik böylece. Neyse ki çok yakına taşındığımız için nispeten daha az sancılı bir taşınma oldu bu seferki. İyi yönünden bakılacak olursa evdeki fazlalıktan kurtulmak için taşınma en iyi bahane. Hem ne demişler, ‘tedbil-i mekanda ferahlık vardır’ 🙂

Bugün blogumun açılışının üçüncü ayı dolarken yine damla sakızlı bir tarifle buradayım. Böyle bir gelenek oldu artık. Özel günlerde ya da misafirleriniz için şık görünümüyle etkileyici olacak bir tatlıyla uzun süren sessizliğimi bozuyorum. Buna benzer bir tarife eminim internette bir yerlerde rastlamışsınızdır, ama ben gördüğüm birkaç farklı tarifi yine kendime göre yorumladım ve belirgin farklılıklar yaptım.

Mutfağımda pişen herşeyde olduğu gibi bu muhallebide de yine anılar gözümün önünden geçti gitti. Annem, her muhallebi yaptığında tencerenin dibini kaşıkla sıyırmaktan büyük zevk alırdım. Şimdilerde fark ediyorum da annem, tencerenin dibinde kalması gereken muhallebiden biraz daha fazlasını bırakırmış benim için meğerse. İşte buna benzer çocukluğuma ait detayları hatırladıkça her gün koyulaşan bu hasret, burnumun direğini daha da bir şiddetli sızlatıyor. Hasrete alışmak mümkün müdür? Vuslatının olmadığı bir hasretle yaşamayı öğrenmek peki? Halbuki anneme babama olan hasretimin on yıllık bir mazisi var, ama bir gün kavuşmanın rahatlığı yok artık. En azından alıştığım, bildiğim şekilde bir kavuşmanın. Sanırım ben böyle bir hasretle yaşamayı öğrenmekte acemiyim hala. 16 ay değil, 16 yıl geçse de bu böyle olacak.

 

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 1 su bardağından iki parmak eksik buğday nişastası
  • 2  yemek kaşığı un
  • 1 ½ su bardağı şeker
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 tatlı kaşığı silme dövülmüş damla sakızı
  • 1 su bardağı rendelenmiş hindistan cevizi
  •  1 su bardağı dövülmüş ceviz
  • 1 çay kaşığı tarçın

Yapılışı:

Derince bir tencereye tereyağını alın, eritmeye başlayın, unu ve nişastayı ekleyin, sadece 2-3 dakika kavurun. Üzerine sütü ilave edin, çırpıcıyla karıştırın, topaklanma olursa endişe etmeyin. Şekeri de ilave edin ve yavaş yavaş karıştırmaya devam edin. Muhallebiniz koyulaşmaya başlayınca altını kısın ve bir taşım kaynatıp ateşten alın. İçine damla sakızını da ekleyip mikserle ya da el blenderi ile iyice karıştırın. Böylelikle hem topaklanma olduysa ondan kurtulmuş olacaksınız, hem de katılaşınca kesmeniz daha kolay olacak.

Muhallebi biraz dinlenirken cevizi fazla küçük parçalar olmayacak şekilde dövün, ben biraz iri parçalı seviyorum cevizi bu tür tatlılarda. Tarçını cevize ekleyip kenara alın, beklesin. Dikdörtgen bir tepsiye yağlı kağıt serin ve üzerine hindistan cevizini eşit bir şekilde yayın. Muhallebiyi hindistan cevizinin üzerine yine eşit bir şekilde dökün. Tamamen oda sıcaklığına inmesini bekleyin ve tarçınlı cevizi de muhallebinin üzerine gezdirin.

Dikkatlice yağlı kağıdın da yardımıyla muhallebiyi rulo haline getirin, altındaki yağlı kağıdı üzerine kapatın. Kağıt durmazsa tepsinin kenarına kağıdı mandallarla tutturun. Rulo yapılmış muhallebinizi, tercihan bir gece, ama benim gibi aceleniz varsa en az 4 saat buzdolabında bekletin.

Dilimleyip servis yapın. Afiyet olsun.

Kadayıflı Yalancı Tavuk Göğsü Tatlısı – Hem farklı hem tanıdık

Yeni tariflere meraklı olduğumu söylemiş miydim? 🙂 İşte yeni bir tarif daha geliyor ama tanıdık iki lezzeti bir araya getirişiyle aslında bir o kadar da bildiğiniz bir tatlı. Üstte ve altta karamelize şeker ve cevizle birleşmiş kıtır kıtır kadayıf, arasında damla sakızının karşı konulmaz tadına bulanmış sütün en tatlı hali. Evet, evet, siz bu tatlıyı biliyorsunuz 🙂 ama benimle beraber yeniden keşfediyorsunuz. Hafif oluşu karşısında beni hayrete düşüren ve çok hoşuma giden bu tatlı eminim sizin de çok hoşunuza gidecek.

Blogumun ikinci ay dönümü olan bugün yine damla sakızlı bir tarif paylaşmış olmaktan dolayı mutlu olduğumu da söylemeden geçemeyeceğim, sanırım bu bir geleneğe dönüşecek. İlgi gösteren herkese teşekkür ederim. Ben bu son iki ayda çocukluğumdaki annemin mutfağına hem tatlı, hem buruk bir yolculuğa çıktım. Lezzetli yemekler ve tatlılarla birlikte anıları da hatırladım, ve sizinle paylaştım. Anılardaki yemeklerin yanı sıra bugünkü gibi yeni tarifleri de paylaştım ve paylaştıkça kendimi çok iyi hissettim. Aynı zamanda geleceğin mutfaklarına da parmağımın ucuyla bile olsa dokunduğumu hissediyorum ve bu da bana ayrı bir haz veriyor. Devamının da gelmesi dileğiyle…

 

Malzemeler:

  • 250 gr kadayıf
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • 1 ½ çay bardağı toz şeker
  • yarım su bardağı dövülmüş ceviz

Tavuk göğsü muhallebisi için

  • 1 litre süt
  • 4 çorba kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı un
  • 3 çorba kaşığı pirinç unu
  • 1 su bardağından iki parmak eksik toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı vanilya
  • 1 çay kaşığı dövülmüş damla sakızı

Yapılışı:

Öncelikle yalancı tavuk göğsü muhallebisini hazırlayalım: Derince bir tencerede tereyağını eritelim, unu ve pirinç ununu kavurmaya başlayalım. Hafifçe pembeleşmeye başlayınca sütü yavaş yavaş ekleyelim ve hiç durmadan çırpıp topaklanmadan karışmasını sağlayalım. Topaklaşırsa da sorun değil, çünkü en son işlem olarak muhallebiyi el blendırı ile karıştıracağız. Tencereye toz şekeri de ekleyelim ve muhallebi koyulaşıp kaynayıncaya kadar karıştırmaya devam edelim. Kaynamaya başlayınca iyice dövüp ölçtüğümüz bir çay kaşığı damla sakızını ilave edelim ve hemen ocağı kapatıp vanilyayı da ekleyelim. El blendırı ile muhallebiyi bir-iki dakika karıştıralım ki topaklanan yerler varsa açılsın ve tatlımızı muhallebisi bozulmadan dilimleyebilelim. Muhallebiyi ılınması için bir kenara alalım.

Kadayıfları elimizde minik minik olacak şekilde parçalayalım. Genişçe bir tavada tereyağını eritelim, kadayıfı ekleyip karıştırarak kavurma işlemine başlayalım. Kadayıf yağ ile iyice karışınca toz şekeri de tavaya ekleyelim ve tamamen eriyip hafifçe karamelize olana kadar karıştırmaya devam edelim. Kadayıfın rengi dönmeye başlayınca cevizi de ekleyelim ve iyice karamelize olmaya başlayan şekerli kadayıfla iyice karışmasını sağlayalım. Rengi çok da fazla koyulaşmadan biraz daha karıştırıp ocaktan alalım. Renginin çok koyulaşmasına izin vermeyin; zira şekerin yanması iyi olmaz ve kadayıfın çok kavrulması da tatlınıza acımtırak bir tat verir.

Kenarları yüksek bir servis kabına kadayıf karışımının yarısını alalım ve eşit bir şekilde yayalım. Üzerine, ara ara karıştırarak hem ılınmasını sağladığımız, hem de kaymak tutmasına engel olduğumuz muhallebimizin tamamını dökelim ve yine eşit bir şekilde yayalım. İsterseniz tepsinizi iki yanında tutup çok yavaş bir şekilde iki yana sallayarak muhallebinin yüzeyinin eşitlenmesini sağlayabilirsiniz. Tavuk göğsü muhallebimizin üzerine kalan kadayıfı dökelim ve muhallebiyi bozmadan üzerini düzeltelim. Buzdolabında en az üç saat bekletip dinlendirelim, dilimleyip servis yapalım. Afiyet olsun.

Etimek Tatlısı – Hafif, kolay, lezzetli…

Pratik, kolay, zahmetsiz ve bir o kadar da lezzetli bir tatlı etimek tatlısı. Altta şerbetlenmiş etimekler, üstte sütlü muhallebisiyle ilk bakışta ekmek kadayıfını andırsa da ve hatta kimilerine göre “yalancı ekmek kadayıfı” olarak adlandırılsa da bana gore kendi başına kategorize edilmeyi fazlasıyla hak eden bir tatlı. Birçok şerbetli tatlıya gore daha hafif olduğu ama damak tadına da hitap ettiği ve üzerine isteğe bağlı değişikliklerle süslemeler yapılmaya  çok açık olduğu için bu tatlıyı ayrıca seviyorum.

Etimek Tatlısı

Malzemeler:

  • 12 adet tuzsuz etimek

Şerbeti için:

  • 1 ½ su bardağı şeker
  • 2 su bardağı su

Muhallebisi için:

  • 1 litre süt
  • 6 çorba kaşığı şeker
  • 6 çorba kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı nişasta
  • 1 tepeleme çorba kaşığı vanilya (bir paket ediyor)
  • 1 çorba kaşığı tereyağı (şart değil)

Yapılışı:

Öncelikle şerbetinizi kaynatın; şekeri ve suyu bir tencerede karıştırın, 10 dakika kaynatın. Bu arada dikdörtgen bir fırın kabına etimekleri dizin ve sıcak şerbeti etimeklerin özellikle köşeleri iyice ıslanana kadar kepçeyle etimeklerin üzerinde gezdirin.

Şekeri, unu ve nişastayı çukurca bir tencerede karıştırın, hafif hafif çırparken sütünü ekleyin. Karıştırmayı bırakmadan koyulaşıncaya kadar pişirin. Altını kapatıp isterseniz tereyağını ve vanilyasını ekleyin. Ilınmaya bırakın. Muhallebi ılınırken ara ara karıştırıp kaymak tutmasını engelleyin. Ilınan muhallebiyi şerbetlenmiş etimeklerin üzerine yayın, bir spatulayla üzerini düzeltin ve en az 3 saat buzdolabında bekletin. Islatılmış (daha kolay kesmek için) kenarı tırtıklı bir bıçakla kare kare dilimleyip üzerine tarçın serpip servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.

Not: Daha zengin bir görünüm tercih ederseniz üzerine ev yapımı krem şanti de dökebilirsiniz. Krem şanti yapmak için bir su bardağı sıvı krema ile iki çorba kaşığı toz şeker ve bir çay kaşığı vanilyayı mikserde katılaşıncaya kadar çırpın. Tamamen oda sıcaklığına inmiş etimek tatlısının üzerine krem şantiyi yayıp spatula ile düzeltip üzerini de arzu ederseniz servis yapmadan önce dövülmüş şam fıstığı ya da fındıkla süsleyebilirsiniz. Yine en az 3 saat, tercihen bir gece, buzdolabında bekletin. Krem şantinin etkisiyle daha zengin olacağı ama kalori olarak da ağırlaşacağı için ben bu şeklini her zaman yapmıyorum.

Damla Sakızlı Fincan Muhallebisi – Birinci ay geride kalırken…

Zaman… Göreceli bir kavram… Bazen uçar gider, bazen de ağırlaşır saatler. Benim zamanım hep hızlı geçiyor bu aralar, son bir ay da çok hızlı geçti. Blogum, birinci ayını dolduruyor bugün. Anneciğimin doğumgünü hatırasına başlatmış olduğum bu sayfalar birbirine ekleniyor her geçen gün. Hoşuma da gidiyor kendimi böyle ifade edebilmek, hele de bunu mutfaktan yapmak.

Bugünün şerefine damla sakızlı bir tarif paylaşmak geldi içimden. Annemin ben küçükken sıkça yaptığı damla sakızlı muhallebiye yeni bir şekil kazandıran fincan muhallebisi bugünkü tarifim olacak. Okuldan geldiğimde beni karşılayan mis gibi damla sakızı ve süt kokusuyla bu muhallebi çocukluğumu hatırlatır bana hep.

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 4 çorba kaşığı nişasta
  • 6 çorba kaşığı toz şeker
  • 2 çorba kaşığı tereyağ
  • 1 çay kaşığı dövülmüş damla sakızı
  • Üzerini süslemek için çilek, yaban mersini, nar tanesi vb ya da dövülmüş fındık, şamfıstığı, badem

Yapılışı:

Çukur bir tencerede sütü nişastayla yavaş yavaş çırparak karıştırın. Toz şeker ve vanilyayı da ekleyin ve kısık ateşte koyulaşıncaya kadar pişirin. Altını kapatmadan bir dakika önce tereyağı ile damla sakızını da ekleyip mikserle ya da el blenderı ile 5 dakika çırpın. İstediğiniz boyut çay fincanlarını suyla ıslatın, muhallebiyi fincanlara pay edin, ılınana kadar bekletin ve bir gece buzdolabında dinlendirin. Fincanları tabaklara ters çevirin; kolay çıkması için öncesinde bir bıçakla fincanın iç kenarlarından muhallebinin etrafını bir kere dolaşın, muhallebi fincandan ayrılsın. Muhallebi tabağa düşer düşmez yayvan bir şekil alacaktır, endişe etmeyin, olması gereken de budur. Üzerini dilediğiniz gibi süsleyip servis yapın. Afiyet olsun.

Sütlü Börek Tatlısı – Komşuda pişer, bize de düşer

Yunan kültürüyle Türk kültürünün ne kadar benzer olduğu herkesçe malum. Bu benzer iki kültürün elbette mutfakları da benzer ve her gün ortak lezzetler paylaşılmakta. Batıda, Yunan mutfağından kaynaklandığına inanılan baklava, döner, dolma, sarma, yoğurt gibi lezzetler esasında yüzyıllardır Türk mutfağının da demirbaş yiyecekleri arasında.

Yunan mutfağının klasik tatlısı Galaktoboureko da Türkiye’de ufak nuanslarla “Laz böreği” ya da “sütlü börek” olarak bilinmektedir ve Karadeniz ve Trakya bölgelerinde sıkça yapılmaktadır. Ben, sizlere orjinal tarifini arkadaşım sevgili Açalya’nın internetten bulup paylaştığı Galaktoboureko’nun birebir yapımını Türkçe olarak anlatacağım. Yeni tariflere ve yöresel lezzetlere olan merakım sayesinde bu tatlıyı hemen denemiş ve çok sevmiştim. Evde de sevildiği için sıkça yapılanlar listesinde yerini hemen aldı:)

“Gala” Yunanca’da “süt”, “bourek” da tahmin ettiğiniz gibi “börek” demek. O nedenle bu tatlıya verilebilecek en uygun isim sütlü börek bence. Kısaca, irmikle pişirilen muhallebi yağlanmış baklava yufkaları arasında konuluyor ve tatlı fırınlanıyor. Ardından şerbeti dökülüyor ve ortaya çıtır çıtır baklavanın arasında yumuşacık muhallebisindeki süt tadıyla fevkalade bir lezzet çıkıyor. Yaklaşmakta olan Ramazan bayramı için farklı ama aynı zamanda tanıdık bir tatlı denemek isteyenlere komşunun mutfağından leziz bir öneri olarak sunuyorum:

Bu tarifi uyarladığım Galaktoboureko’nun orjinal tarifi burada. Teşekkürler Açalya.

Malzemeler:

Büyük dikdortgen bir borcam (9”x13”-23x33cm) tepside 28 kare dilim rahat çıkıyor.

  • Tepsinin iç büyüklüğüne gore kesilmiş 26 adet hazır baklava yufkası (phyllo dough)
  • 300 gr kadar erimiş, süzülmüş tuzsuz tereyağı

Muhallebisi için:

  • 6 su bardağı süt
  • 1 + ¼ su bardağı irmik
  • 6 yumurta sarısı
  • yarım su bardağı şeker
  • 1 paket vanilya ya da 1 çorba kaşığı sıvı vanilya özü
  • 2 çorba kaşığı tuzsuz tereyağı

Şurubu için:

  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı su
  • yaklaşık 10cm’lik bir parça limon kabuğu
  • Yarım limonun suyu

Yapılışı:

Önce muhallebiyi yapalım: sütü derince bir tencerede yüksek ateşte ısıtmaya başlayın, bu arada yumurta sarılarıyla şekeri iyice çırpın, ısınan (henüz kaynamayan) süte irmiği ekleyin, hızla karıştırın ve ocağı kısın, düşük-orta sıcaklıkta kaynamaya bırakın. Sıcak irmikli sütten bir kepçe alıp usulca ve çırparak yumurta sarılarına ekleyin ve hepsini hızla çırparak yumurtaları alıştırın. Yumurtaları tencereye ekleyin, hepsini hızla karıştırın. Muhallebi hemen katılaşacak, altını kapatın, vanilyayı ve tereyağını ekleyip ılınması için bekletin.

Muhallebimiz ılınırken baklava yufkalarını tepsimize sermeye başlayabiliriz. Ara sıra muhallebiyi karıştırmanızı tavsiye ederim: hem üzerinin kalın bir kaymak tutmasını engellemiş olursunuz, hem de daha çabuk ılınmasını sağlarsınız. Baklava yufkalarını tepsinizin büyüklüğüne göre kesmeniz gerekli önce, tepsinin dibini kaplayacak kadar. Baklava yufkaları havayla temas edince hemen kurumaya başlıyor. Bu nedenle yufkaları tepsiye sererken kenarda bekleyenlerin üzerini nemli bir bezle örtmenizi tavsiye ediyorum. Keserek tepsinizin dibini kaplayacak büyüklükte 26 adet dikdörtgen yufka elde edin. Tereyağını eritin, ılıtın ve süzün. Önce tepsinizin dibini ve kenarlarını yağlayın. 12 adet yufkayı tepsinin içine yerleştirip her birinin üzerini fırçayla yağlayın. 12. yufkadan sonra iki yufkayı, tepsinin kısa kenarlarından eşit miktarda sarkacak ve tepsinin ortasında yanyana gelecek şekilde koyun ve üzerlerini yağlayın. Sarkan kenarları da yağlayın, kurumasın. Ilınan muhallebiyi eşit bir sekilde yufkaların üzerine yayın, tepsinin iki yanından sarkan yufkaları muhallebinin üzerine kapatın. Tepsinizin iç büyüklüğü kadar kestiğiniz kalan 12 yufkayı da her bir katını yağlayarak muhallebinin üstüne tek tek serin ve tepsiyi buzdolabına kaldırın, kesmek kolay olsun diye, 15 dakika bekletin.

Fırını 350F (175C) derecede ısıtın. Bu arada şerbeti hazırlayalım: su ile şekeri içine limon kabuğunu koyarak 10 dakika kaynatın, altını kapatıp limon suyunu ekleyin, limon kabuğunu içinden alın, yoğun bir şerbet elde etmiş olacaksınız, soğuması için bekletin. Buzdolabından tatlınızı çıkarın ve tırtıklı bir bıçakla delmeden ve muhallebiye inmeden yüzeysel olarak kare kare dilimleyin.

Tepsinizi ısınmış fırına sürün, 45 dakika üzeri kızarana kadar pişirin. Pişince fırından alalım ve yarım saat bekletelim çünkü şerbeti tatlımız çok sıcakken dökmeyeceğiz, ikisi de yaklaşık oda sıcaklığında olacak. Şerbeti bir kaşıkla yavaş yavaş şerbet çekildikçe ve tatlının her yerine eşit olacak sekilde dökün. Dondurma ya da kaymakla servis edelim. Afiyet bal şeker olsun 🙂